DÜNYA
Yayınlanma : 13 Mayıs 2026 23:01
Düzenleme : 13 Mayıs 2026 23:01

Kopenhag, deniz ortasına dev bir ada kuruyor: 30 milyar dolarlık çılgın proje ve yükselen endişeler

Kopenhag, deniz ortasına dev bir ada kuruyor: 30 milyar dolarlık çılgın proje ve yükselen endişeler
Kopenhag, deniz seviyesi yükselişine karşı koymak ve yeni yaşam alanı yaratmak için 2,6 km²'lik yapay ada inşa ediyor. 30 milyar dolarlık proje, 2070'te tamamlanacak ancak çevre ekosistemine olası zararları tartışmalara yol açıyor.

Kopenhag’ın kuzeydoğusunda hayata geçirilen bu iddialı proje, sadece yeni yaşam alanları yaratma hedefiyle yola çıkmakla kalmıyor, aynı zamanda yükselen deniz seviyeleri ve artan fırtına riskine karşı şehri koruma misyonu da üstleniyor. Danimarka hükümeti yetkilileri, bu yapay adanın gelecekte başkenti bir doğal bariyer gibi koruyacağına inanıyor.

Kopenhag, deniz ortasına dev bir ada kuruyor: 30 milyar dolarlık çılgın proje ve yükselen endişeler 1

DEVASA BİR İNŞAAT VE UZUN VADELİ PLANLAR

Yetkililerin verdiği bilgilere göre, bu yapay ada yaklaşık 2,6 kilometrekarelik bir alanı kaplayacak. Proje kapsamında yeni konutların yanı sıra bir metro hattı, tüneller ve çeşitli ulaşım bağlantılarının da inşa edilmesi planlanıyor. Bu devasa projenin etaplar halinde ilerleyeceği ve tamamen tamamlanmasının 2070 yılına kadar sürebileceği öngörülüyor. Toplam maliyetin ise dudak uçuklatan bir rakama, yaklaşık 30 milyar dolara ulaşabileceği tahmin ediliyor.

ÇEVRESEL ENDİŞELER GÖLGESİNDE BİR PROJE

Ancak bu devasa proje, çevre örgütlerinin de dikkatini çekmiş durumda. Bazı uzmanlar ve çevreci kuruluşlar, Baltık Denizi'ne yapılacak bu denli büyük ölçekli bir dolgunun deniz ekosistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği endişesini dile getiriyor. Özellikle su akışının değişmesi ve oksijen seviyelerinin etkilenmesi ihtimali, projenin Avrupa genelinde tartışma yaratmasına neden oluyor. Raporlara göre, inşaat süreci boyunca Kopenhag çevresinde her gün yüzlerce kamyon toprak taşıyacak. Buna rağmen Danimarka yönetimi, Lynetteholm projesinin hem konut ihtiyacını azaltacağını hem de iklim değişikliğine karşı uzun vadeli bir çözüm sunacağını savunuyor.