Bilim dünyası, Antarktika'daki Thwaites Buzulu'nun hızla erimesini durdurmak için tarihin en büyük jeomühendislik projelerinden birini tartışıyor. Güney Kore'ye ait RV Araon buz kırıcı gemisiyle bölgeye ulaşan araştırmacılar, buzulun tabanına ve okyanus derinliklerine fiber optik kablolar ile sensörler yerleştiriyor. Önümüzdeki iki yıl boyunca toplanacak verilerin, buzulun yok oluşunu durdurmayı hedefleyen bu dev projenin kaderini belirleyeceği ifade edildi.

150 METRELİK DEV SU ALTI PERDESİ
Bilim insanları ve mühendisler, okyanusun derinliklerinden gelen sıcak su akıntılarının buzulun tabanını eritmesini engellemek için 150 metre yüksekliğinde ve 80 kilometre uzunluğunda devasa bir 'su altı perdesi' inşa etmeyi planlıyor. Doğal bir su altı sırtı olan morenin üzerine kurulması düşünülen bu yapı, sıcak suyu buzulun dibinden uzaklaştırarak erimeyi yavaşlatmayı amaçlıyor. Proje üyelerinden iklim bilimci David Holland, durumun 'bıçak sırtında' olduğunu belirterek, bu müdahalenin buzulun kaderini değiştirebileceğine inandığını dile getirdi.
JEOMÜHENDİSLİK TARTIŞMALARI KIZIŞIYOR
Birkaç yıl öncesine kadar 'marjinal bir fikir' olarak görülen bu proje, karbonsuzlaştırma çabalarının yavaş kalması nedeniyle artık daha fazla bilim insanı tarafından kaçınılmaz bir müdahale olarak görülmeye başlandı. 'Denizaltı Perdesi' projesinin yanı sıra erime suyunu pompalayarak buzulu ana kayaya 'dondurma' veya deniz suyununu püskürterek buzu kalınlaştırma gibi rakip girişimler de milyonlarca dolarlık fon toplamayı başardı. Uzmanlar, bu müdahalelerin maliyetinin 40 ila 80 milyar dolar arasında değişebileceğini, ancak deniz seviyesinin yükselmesine uyum sağlamanın maliyetinden çok daha düşük olacağını savunuyor.
BİLİM DÜNYASINDA ETİK VE TEKNİK AYRIŞMA
Ancak bu radikal çözüm önerileri bilim camiasında sert eleştirilere de neden oldu. Bazı kutup uzmanları, bu projelerin teknik olarak imkansız, ekosistem için tehlikeli ve çok pahalı olduğunu savunarak, asıl odaklanılması gereken fosil yakıt kullanımını azaltma hedefinden dikkat dağıttığını ifade etti. Buna karşılık projenin savunucularından John Moore, krizdeki değişiklikleri belgelemenin Titanik batarken müzik dinlemeye benzediğini, jeomühendisliğin ise cankurtaran botlarını suya indirmek olduğunu belirtti.


