Ertuğrul Özkök, Kuruçeşme Divan'da gerçekleşen etkileyici bir ödül törenini yazısında ele aldı. Gecede üç kişi ödül alırken, beş kişinin hikayesi Özkök'ü derin duygulara sürükledi ve gözyaşlarına boğdu.

AZMİN ZAFERİ: ABDULLAH ÖZTÜRK'ÜN HİKAYESİ
Trabzon'da 1 Ekim 1989'da doğan Abdullah Öztürk, doğuştan kas erimesi hastalığıyla mücadele etti. 8 yaşına kadar yürüyebilen Öztürk, sonrasında tekerlekli sandalye kullanmaya başladı ve 'engelli' sıfatıyla anıldı. 'Ben engel tanımıyorum' diyerek hayatına devam eden Öztürk, ailesinin sınırlı imkanlarına rağmen Ankara'ya taşındı ve Doğan Çağlar Özel Meslek Okulu'nda eğitim gördü. Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Antrenörlük bölümünden mezun olduktan sonra masa tenisiyle uğraşan Öztürk, Paralimpik Olimpiyatlar'da dereceler elde etti ve altın madalya kazanarak büyük başarıya ulaştı. Özkök, Öztürk'ün hikayesiyle ne kadar etkilendiğini ve gözyaşlarına boğulduğunu vurguladı.

CUMHURİYETİN DEĞERLERİ: AHMET AYIK VE KADIN GÜREŞİ
Gecenin bir diğer önemli ödülü, 'Yaşam boyu spora hizmet' kategorisinde milli güreşçi Ahmet Ayık'a verildi. Özkök, Ayık'ın ismini duyunca 1956 yılındaki milli heyecanı ve 1964 Tokyo Olimpiyatları'ndaki mücadelesini hatırladığını ifade etti. Ayık, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'te köyden çıkıp dünyanın en ileri zihniyetine ulaşan bir figür olarak Türk güreşinde devrim yarattı ve minderleri kadınlara açtı. İlk kadın güreşçilerin tribünlerden yuhalandığı günlerde Ayık'ın direnci ve vizyonuyla öne çıkan Özkök, bu mücadelenin kendisini duygulandırdığını ve alkışladığını belirtti.

İLHAM VEREN KAHRAMANLAR VE GERİ DÖNEN DEĞERLER
Törende milli eskrimci Dr. Enver Yıldırım ve kadın paralimpik masa tenisi takımından Nergiz Altıntaş gibi isimlerin hikayeleri de paylaşıldı. Özkök, gecede tanınan hocası ve hayat koçu İlhami Kılınçkaya'nın samimiyetine ve bilgeliğine dikkat çekti. Kürşat Başar'ın saksafon performansı geceye renk kattı. Özkök, gecenin sonunda bol bol ağladığını, üç kişinin ödül aldığını ancak beş kişinin hikayelerinin kendisini sevinçten ağlattığını söyledi. Yaş aldıkça ağlamanın kolaylaştığını ve bu ağlamanın kaybolan insanlık, vicdan, sevgi ve muhabbetin geri dönüşü olduğunu anladığını belirterek, 'Ağlamak güzeldir. Ağlayabilmek de güzeldir' sözleriyle yazısını bitirdi.


