İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma, tutuklanmasının ardından İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu zanlıları kapsıyor. Zanlılar hakkında 'suç örgütü yöneticisi olmak', 'suç örgütüne üye olmak', 'irtikap', 'rüşvet', 'nitelikli dolandırıcılık', 'kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek' ve 'ihaleye fesat karıştırmak' suçlarından soruşturma devam ediyor.
İŞ İNSANI YALÇINKAYA'NIN İFADELERİ
Soruşturma kapsamında tutuklanan iş insanı Yalçınkaya, etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde ikinci kez ifade verdi. Yalçınkaya, 2018'de tanıştığı firari şüpheli Murat Gülibrahimoğlu'nun maddi durumunun 2020'ye kadar kötü olduğunu, ancak 2022'den sonra hızla zenginleştiğini belirtti. Yalçınkaya, Gülibrahimoğlu'nun Tuncay Yılmaz ve Fatih Keleş ile sık sık görüştüğünü ve bu görüşmelerin İstanbul çevresindeki müteahhitlerin ruhsat ve imar sorunlarını bedel karşılığı çözmeyi hedeflediğini ifade etti. Yalçınkaya'nın ifadesine göre, Gülibrahimoğlu, tehditlerle haraç topluyor ve bu rantın önemli bir kısmını kendisi alıyordu. Operasyon ihtimaline karşı, kalan paraların yurt dışına çıkarılması planlanmış ve bu görevi Gülibrahimoğlu üstlenmişti.
TOPLANAN PARALARIN AKIBETİ
Yalçınkaya, Gülibrahimoğlu'nun özel jetiyle sık sık yurt dışına çıktığını ve yanında genellikle İBB'nin üst düzey yöneticilerinin bulunduğunu söyledi. Toplanan paraların yarısının CHP'nin Cumhurbaşkanlığı Seçim Fonu'na, diğer yarısının ise Ekrem İmamoğlu'na ait olduğunu iddia etti. Yalçınkaya, işin organizasyonunda yer alanların toplam ranttan yüzde 20 komisyon aldığını belirtti. Gülibrahimoğlu'nun kripto şirket kurmaktan ve soğuk cüzdanla para aktarmaktan bahsettiğini, döviz bürolarıyla anlaşarak yurt dışına para çıkarıldığını ve bir kısmının kripto şirketler üzerinden aktarıldığını anlattı. Yalçınkaya, özel jetle yurt dışına taşınan paraların miktarının her uçuşta en az 10 milyon dolar olduğunu ve İmamoğlu'nun bildirdiği adreslere teslim edildiğini ifade etti. İstanbul genelinden toplanan rüşvet paralarının faturalandırılıp aklandığını ve hediye paketleri şeklinde gönderildiğini, paraların bir kısmının da borsada, kripto para piyasalarında ve döviz bürolarında tutulduğunu söyledi. Ayrıca, İstanbul genelinde bazı stüdyo dairelerin para kasası olarak kullanıldığını ve bu dairelerin sık sık değiştirildiğini belirtti. Rüşvet olarak alınan daire ve dükkanların takibinin yapılmaması için zaman zaman şoförlerin, akrabalarının ve yakınlarının adına tapular yapıldığını da öne sürdü.
CHP VE BELEDİYELERİN ROLÜ
Yalçınkaya, toplanan rüşvet paralarının bir bölümünün partinin ve belediyelerin harcamalarına gittiğini iddia etti. Mitinglerin sponsorluğundan, bina tefrişatlarına, maaş ödemelerinden, ikram giderlerine ve medya ödemelerine kadar birçok kalem için bu fonların kullanıldığını belirtti. Özellikle CHP İstanbul İl Binası finansmanında bu paraların kullanıldığını iddia etti. Yalçınkaya, CHP'nin satın alınması için bu paraların kullanıldığını, ancak delegelere dağıtılan paraların açığa çıkması üzerine butlan davası açıldığını ve bu durumun yeni giderler doğurduğunu anlattı. Son olarak, 18 Temmuz tarihli ifadesinin medyaya yansımasının ardından CHP'lilerin kendisine tavır aldığını ve bu nedenle endişelendiğini ifade etti.



