İran Uzmanlar Meclisi, geçtiğimiz günlerde İsrail-ABD'nin 28 Şubat'taki saldırısında hayatını kaybeden dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney'i yeni dini lider olarak seçtiğini duyurdu. Mücteba Hamaney, kamuoyundan uzak durmayı tercih etse de, İran rejiminin içindeki en etkili isimlerden biri olarak biliniyor. Ancak bu yeni görevlendirme, rejim karşıtı İranlılar arasında büyük bir öfkeye neden olabilir.
Devrim Muhafızları ile Yakın Bağlantılar
Mücteba Hamaney, 1969 yılında ülkenin dini merkezlerinden Meşhed'de dünyaya geldi. İslam Devrimi'nin ardından babasının kilit görevlere yükselmesiyle birlikte Tahran'a taşındılar. Mücteba, reformist siyasetçiler tarafından seçim süreçlerine müdahale etmekle suçlandı. Ali Hamaney'in oğlu Mücteba, babasının konumu sayesinde dini çevrelerde hızla itibar kazandı ve önde gelen dini isimlerden eğitim aldı. 2009'daki tartışmalı seçimlerin ardından protestoları bastırmak için kullanılan Besic gücüyle bağlantılı olduğu iddiaları, onu İranlı muhalif grupların hedefi haline getirdi. ABD Hazine Bakanlığı da 2019'da Mücteba Hamaney'i, resmi bir görevi olmamasına rağmen İran yönetimini temsil ettiği gerekçesiyle yaptırım listesine ekledi.
Trajik Bir Kayıp ve Gelecek Belirsizliği
Mücteba Hamaney, ABD-İsrail'in Tahran'a yönelik saldırılarının ilk gününde sadece babasını değil, aynı zamanda eşini, annesini ve oğlunu da kaybetti. Bu trajik kayıplar, onun üzerindeki baskıyı artırırken, dini liderlik yolunda bazı dezavantajları da beraberinde getiriyor. Yüksek rütbeli bir din adamı olmaması ve rejimde resmi bir görevinin bulunmaması, anayasanın öngördüğü yürütme ve idari tecrübeye sahip olmamasına neden oluyor. Bazı uzmanlar, Mücteba Hamaney'in güvenlik ve askeri kurumların koordinasyonu konusunda derin bilgi sahibi olduğunu belirtiyor ve onun Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman gibi bir figür olarak öne çıkabileceğini öngörüyor.



