ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından, Tahran yönetimi Hürmüz Boğazı’nı deniz trafiğine kapatarak küresel enerji arzında büyük bir krize yol açtı. Bu durum, petrol tankerlerinin geçişlerini yaklaşık %70 oranında daraltarak 150’den fazla geminin bölgede beklemesine neden oldu. Hürmüz Boğazı’ndaki bu tıkanma, dünya ticaretinin üçte birini etkileyerek son yılların en ciddi krizlerinden biri haline geldi.
1973 PETROL KRİZİ'NİN GÖLGESİNDE
Dünya, benzer aktörlerin bulunduğu bir süreçte daha önce de 1973 Petrol Krizi ile yüzleşmişti. O dönemde, İsrail’in bölgedeki saldırgan politikaları ve uluslararası sistemin kayıtsızlığı, krizin yaşanmasına sebep olmuştu. Bugün ise Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, 1973'teki gibi küresel güç dengelerini sarsma potansiyeline sahip. Bu durum, petrol ve doğal gazın uluslararası ilişkilerdeki önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
ENERJİ POLİTİKALARI VE KRİZİN ETKİLERİ
1973 Petrol Krizi, dünya ekonomisinde derin bir kırılma yarattı. Arap ülkeleri, petrol ambargosu ile Batı’ya karşı bir yaptırım aracı kullanarak dengeyi değiştirmişti. Bugün ise Hürmüz Boğazı'ndaki kriz, petrol fiyatlarının artmasına ve küresel enerji dengesinin yeniden şekillenmesine yol açıyor. Türkiye, bu süreçte dengeli enerji politikalarıyla krizin etkilerini minimize etmeye çalışıyor. Hedef, istikrarı koruyarak bu dalgalanmadan güçlenerek çıkmak.



