İran ile ABD ve İsrail arasındaki çatışmaların ortasında, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın durumu giderek daha kritik bir hale geliyor. Boğazın geçişlerini kontrol altında tutmak isteyen ABD'nin bu konudaki adımları ve karşılaştığı zorluklar dikkat çekiyor.
TRUMP'TAN ULUSLARARASI YARDIM ÇAĞRISI VE ASKERİ OPERASYONLAR
Savaşın üçüncü haftasında ABD Başkanı Trump, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için diğer ülkelere savaş gemileriyle destek olma çağrısında bulundu. ABD ordusu, İran'ın ana petrol ihracat merkezi olan Hark Adası'ndaki askeri hedeflere yönelik bombardımanlar yaparken, bölgedeki gerilim tırmanıyor. İran yanlısı milislerin saldırıları nedeniyle Amerikalıların Irak'ı terk etmesi istenirken, Trump donanmanın petrol tankerlerine eskortluk yapmaya başlayacağını ve müttefiklerinden destek beklediğini belirtti.
GENELKURMAY UYARILARI VE AMERİKAN EKONOMİSİNE YANSIYAN MALİYET
Savaş başlamadan önce ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine'in, bir Amerikan saldırısının İran'ı Hürmüz Boğazı'nı kapatmaya iteceği ve bölgenin mayınlarla döşeneceği yönündeki uyarılarının haklı çıktığı görülüyor. İran, boğazı kapatmayı en güçlü kozu olarak kullanırken, savaşta en az 13 Amerikalının yanı sıra bir okul saldırısında çoğu çocuk 175 sivil hayatını kaybetti. Operasyonun haftalık milyarlarca dolarlık maliyetinin, Amerikan ekonomisini stagflasyon riskiyle karşı karşıya bıraktığı belirtiliyor. Trump'ın Hürmüz'ü güvence altına alma planı, boğazın İran füzeleri ve dronları tarafından bir "ölüm bölgesine" dönüşmesi riskiyle karşı karşıya. Tanker başına iki savaş gemisinin düşeceği devasa bir eskort operasyonu planlanırken, uzmanlar bu sürecin başarılı olması için en az bir düzine MQ-9 Reaper dronunun sürekli devriyede olması gerektiğini vurguluyor. Trump, Çin, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin de bu yükü paylaşmasını beklerken, güvenlik önlemleri nedeniyle oluşacak gecikmelerin boğaz trafiğini normal kapasitesinin yüzde 10'una kadar düşürebileceği öngörülüyor.
KARADA OPERASYON SEÇENEĞİ VE UZUN VADELİ GÜVENLİK ENDİŞELERİ
Hürmüz'deki İran tehdidini tamamen ortadan kaldırmak için masadaki en sert seçeneklerden biri, İran'ın güney kıyı şeridini ele geçirmek üzere binlerce askerden oluşan bir kara operasyonu başlatmak olarak değerlendiriliyor. Trump, bölgeye 2 bin 200 deniz piyadesinden oluşan bir birim sevk ederek tüm seçeneklerin masada olduğunu gösterse de, askeri analistler böyle bir adımın 190 bin kişilik Devrim Muhafızları ordusuyla aylar sürecek asimetrik bir çatışma anlamına geleceği uyarısında bulunuyor. Kıyı şeridinin kontrolü sağlansa bile, İran'ın iç kesimlerden fırlatabileceği uzun menzilli füzeler güvenlik riskini diri tutmaya devam ediyor. Uzmanlara göre, Hürmüz Boğazı'ndan günlük geçişlerin normale dönmesi sadece askeri başarıya değil, nakliye ve sigorta şirketlerinin bölgenin güvenli olduğuna ikna edilmesine de bağlı. İran'ın saldırılarını tamamen durduracağına dair kesin bir garanti ve çatışmaların sona ermesi gerçekleşmeden küresel enerji akışının normale dönmeyeceği belirtiliyor. 600'den fazla ticaret gemisinin körfezde mahsur kaldığı bu tıkanıklığın aşılması, Trump'ın uluslararası destek ve yoğun askeri güç kullanımı stratejisinin başarısına endeksli görülüyor.



