Hindistan, jeopolitik arenadaki geleneksel rolünü değiştirerek, teknolojik ilerlemesi ve gelişen savunma sanayisiyle ABD, Çin ve Rusya gibi süper güçlerin etkisine meydan okuyan bir 'Yükselen Askeri Güç' olarak öne çıkıyor.
Savunmada Kendi Kendine Yeterlilik Hamlesi
Hindistan'ın en önemli stratejisi, savunma alanında "Kendi Kendine Yeterlilik" (Make in India) ilkesini benimsemesi. Artık yalnızca dünyanın en büyük silah ithalatçısı olmakla kalmayıp, aynı zamanda önemli bir üretici haline gelmiş durumda. Bu kapsamda, yerli tasarım uçak gemisi INS Vikrant ve yeni nesil denizaltılar, yerli üretim Tejas savaş uçakları ve İHA filoları ile dünyanın en hızlılarından BrahMos süpersonik füzeleri gibi projelerle Hint Okyanusu'nda kontrolü sağlama ve sınırlarında caydırıcılık oluşturma hedefleniyor.
Küresel Güç Dengelerini Yeniden Şekillendiriyor
Hindistan'ın bu hızlı yükselişi, küresel güç dengelerini değiştirerek tüm aktörleri yeniden hesap yapmaya zorluyor. Çin için Asya'da doğrudan bir rakip ve karşı ağırlık oluşturan Hindistan, ABD için Çin'e karşı vazgeçilmez bir ortak ancak aynı zamanda kontrol edilemeyen bağımsız bir aktör konumunda. Rusya için ise teknolojiyi ve tedarik zincirini çeşitlendiren, Batı'ya tamamen kaymasını istemediği bir müttefik olarak görülüyor.
21. Yüzyılın Askeri Gücü Sahneye Çıktı
Devasa demografik gücü, büyüyen ekonomisi ve modernize edilen ordusuyla Hindistan, artık bir "seçenek" değil, 21. yüzyılın askeri gücü olarak masadaki yerini sağlamlaştırmış durumda. Yeni Delhi yönetimi, küresel sahnede daha belirgin ve etkili bir rol üstlenmeye hazırlanıyor.



