Gazze'deki savaşın acımasız yüzü, masum çocukların hayatlarını derinden etkiledi. Bunlardan biri de, beş ay önce İsrail bombardımanı sırasında bacağından ağır yaralanan 10 yaşındaki Muhsin Omer Salemdeeb. Küçük Muhsin'in savaşın gölgesinde yaşadığı acılar, Türkiye'de umut ışığıyla buluştu.
TÜRKİYE'NİN UMUDU
Beş ay önce İsrail bombardımanında bacağından yaralanan Muhsin'in durumu, Gazze'deki sınırlı sağlık imkanları nedeniyle hızla kötüleşti. Türkiye'de yaşayan amcası Enes Saleeemdeed, Türkiye'deki yetkililere ulaştı ve Kudüs Türk Konsolosluğu'nun da desteğiyle, Muhsin ve babaannesi yaklaşık iki ay önce Gazze'den çıkarılarak Ankara'ya getirildi. Muhsin şu anda Bilkent Şehir Hastanesi'nde tedavi görüyor ve ameliyatları devam ediyor. Durumu ise hala kritik.
AİLENİN ACILARI
Gazze'de yaşanan saldırılarda bacağı yaralanan 10 yaşındaki Muhsin, o günden sonra yürüyemez hale geldi. Ailesiyle birlikte hayatta kalma mücadelesi verirken, yarasının enfeksiyona dönüşmesiyle durumu daha da kritik bir hal aldı. Gazze'deki sağlık imkanlarının yetersizliğinin, Muhsin'in hayatını her geçen gün daha da tehlikeye soktuğunu söyleyen Amcası Enes Salemdeeb, 'Muhsin'in durumu ciddiydi, Gazze'de yapılan müdahaleler yetersizdi. Yarasında enfeksiyon vardı ve kemik çürümeye başlamıştı. Türkiye'ye getirilmeseydi, onu kaybedebilirdik.' diye konuştu. Muhsin'in yaşadıkları sadece fiziksel acıyla sınırlı değil. Savaş, psikolojisinde de derin yaralar açtı. Amcası, 'Muhsin hâlâ yaşadıklarının etkisi altında. Ailesi Gazze'de çadırda yaşıyor. İki kardeşi var, ağabeyi de savaşta elinden yaralandı. 337 akrabamızı kaybettik. Muhsin en çok ailesini ve kardeşlerini düşünüyor, tekrar Gazze’ye dönmek istiyor. Ben de İstanbul’daki iş yerimi kapatıp Muhsin’in tedavisi için Ankara’ya geldim. Çalışmadığım için aileme yardım edememek beni çok üzüyor.' dedi.
MUHSİN'İN SESİ
Umutla dolu küçük yüreğiyle hayata tutunmaya çalışan Muhsin ise yaşadıklarını ve geçmişe duyduğu özlemi şu ifadelerle anlattı: 'Savaş başlamadan önce yürüyebiliyordum. Arkadaşlarımla oyunlar oynar, ayaklarımın üzerinde dururdum. Şimdi ise ayağımın kesilme ihtimali var. Çocukluğumu, mutlu günlerimi ve en çok da ayağımı geri istiyorum. İnsanlar sadece bir parça ekmek bulabilmek için ölüyor. Her şeyimiz yok oldu. Biz sadece eski mutlu hayatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu an bacağımı ve ailemi kaybetmek istemiyorum. Tekrar onların yanına dönmek istiyorum.'


