Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, idari yargı gününde yaptığı konuşmada yeni anayasa meselesinin gündemlerinin üst sıralarında yer aldığını belirtti.
HUKUK DEVLETİ VE İDARİ YARGININ ROLÜ
Erdoğan, hukuk devletinin temel güvencelerinden birinin bağımsız ve tarafsız bir yargı olduğunu vurgulayarak, idari yargının vatandaşın hak arayışında güvenli bir liman işlevi gördüğünü ifade etti. Danıştay'ın 158 yıllık köklü geçmişine değinen Cumhurbaşkanı, hukukun herkes için korunacağı taahhüdünün Cumhuriyet döneminde de sürdürüldüğünü kaydetti. Devlet ve vatandaş arasındaki ilişkinin doğası gereği eşitler arası bir ilişki olmadığını, idari yargının bu dengede önemli bir rol üstlendiğini dile getirdi. Modern hukuk devletinin, güneş gibi aydınlığını her köşeye ulaştırdığını ve adalet ile eşitlik ilkeleri üzerinde yükseldiğini belirtti.
AYRIMCILIĞA SON VERİLDİ, REFORM İRADESİ GÜÇLÜ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplumun bir kesiminin kendisini öz yurdunda yabancı hissettiği dönemlerden, siyasetin vatandaşla göz hizasında iletişim kurduğu bir olgunluk seviyesine ulaşıldığını gururla ifade etti. Her türlü ayrımcılığa son verildiğini ve Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile millet iradesinin devlet idaresinde belirleyici hale geldiğini söyledi. Son 23 yılda hayata geçirilen yasal ve yapısal reformlarla iyi yönetim idealinin güçlendiğini, dilekçe ve bilgi edinme hakkı gibi kurumlarla idarenin demokratik denetiminin önünün açıldığını aktardı. İdari yargı yolunu güçlendirmek adına mahkeme sayısının artırıldığını ve 10 yıl önce getirilen istinaf yolu ile yargılamanın üç dereceli hale gelmesinin Danıştay'ın içtihat mahkemesi vasfını güçlendirdiğini belirtti. Reform iradesinin ilk günkü gibi diri ve güçlü olduğunu, kamu idaresi ve idari yargı yolunun etkinliğini artıracak yeni adımların atılmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
YENİ ANAYASA DEMOKRATİK BİR AYIP
Erdoğan, yargı tarihindeki olumsuz tecrübelere ve yakın dönem siyasi tarihte Danıştay'ın da hedef alındığı provokasyonlara dikkat çekti. Yargı yetkisinin kullanımına hukuk dışı hiçbir müdahalenin kabul edilemeyeceğini vurgularken, yargının yasamaya veya yürütmeye vesayet işi yapma hakkının da olmadığını belirtti. Anayasanın yargı yetkisini hukuka uygunluk denetimiyle sınırlı tuttuğunu ve idari takdir yetkisini idare lehine saklı tuttuğunu hatırlattı. Türk milletinin iyi bir anayasa özleminin hâlen dinmediğini ve son iki anayasanın darbelerin ürünü olmasının bu özlemin devam etmesinde payı olduğunu söyledi. Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasanın demokrasinin inşa edilmesi için bir fırsat sunduğunu dile getirdi. Anayasayı darbecilerin veya seçkinlerin dayattığı bir çerçeve olmaktan çıkarıp toplumun kendisinin belirlediği bir metne dönüştürmenin zorunlu olduğunu belirterek, bununla hukuku, demokrasiyi, devleti ve milleti koruyacak üstün bir hukuk mantığına kavuşmayı mümkün kılacağını ifade etti.



