Mevcut Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) emeklilik sistemi, uzun süredir "çok çalışanın cezalandırıldığı" yönündeki eleştirilerle karşı karşıya kalıyor. Erken emeklilik dalgası, prim gelirlerini eritirken merkezî bütçeye ek yük getiriyor.
SİSTEMDEKİ EMEKLİLİK ADALETSİZLİĞİ
Türkiye Gazetesi yazarı İsa Karakaşın aktardığına göre, 2026 Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi programı, bu duruma bir çözüm getirme potansiyeli taşıyor: "Daha fazla çalışana, daha yüksek emekli maaşı." Ülkemizde emeklilik hayali, birçok çalışan için "ne kadar az çalışsam o kadar iyi" tuzağına dönüşmüş durumda. Kısmi şartlarla emekli olanlarla normal emeklilik şartlarıyla emekli olanlara aynı maaş ödenmesi, özellikle 9000 gün prim ödeyerek emekli olan Bağ-Kurlu vatandaşlar arasında büyük bir tepki topluyor. Bu adaletsizlik, SGKyı prim kaybı ve erken ödemelerle zor durumda bırakıyor. Ancak, 2026 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında yer alan "uzun soluklu çalışanlara yüksek maaş" hedefi heyecan veriyor. Bu hedef gerçekleşirse, emeklilik sistemi insanları uzun süre işbaşında tutacak ve bütçeyi sarsmayacak şekilde yeniden yapılandırılacak. Program, istihdamı teşvik eden yeni kuralların belirleneceğini ve çalışmaların hız kazanacağını öngörüyor. Sonuç olarak, yıllarca emek verenler emeklilikte hak ettikleri karşılığı alacak ve sistemin sürdürülebilirliği sağlanacak.
EYT SONRASI SİSTEMİN YENİDEN YAPILANMASI
Mevcut SGK emeklilik sisteminin kuralları, ters tepecek bir tuzak gibi işliyor. Asgari ücretle veya düşük primle bildirilen çalışanlar, ne kadar fazla çalışırsa çalışsın emekli maaşlarında belirgin bir artış göremiyor. Yaş şartı dolanlar, panikle emekli olmak için acele ediyor, bu da kayıt dışını artırıyor. SGK istatistikleri, emekli sayısının katlanarak arttığını ve sistemden kaçışların hızlandığını gösteriyor. Son yıllarda eklenen "kök maaş" uygulaması, prim gününe bakmaksızın herkesi aynı kefeye koyarak adaleti zedeliyor ve kaçışları körüklüyor. Emekli maaşı formülü genel olarak ortalama kazanç çarpı "aylık bağlama oranı" (ABO) olsa da, 1999 ve 2008 reformlarından beri ABOların kısılması, düşük kazançlar üzerinden çalışanların maaşlarının erimesine neden oluyor. Bu durum, başta EYTliler olmak üzere emekliliği gelen tüm sigortalıların sistemden kaçmasına yol açıyor. Bu durum, hem SGKnın hem de çalışanın zararına neden oluyor SGK prim gelirinden mahrum kalırken emeklilik maaşı ödemek zorunda kalıyor.
2026 PROGRAMININ POTANSİYEL ÇÖZÜMLERİ
Bu durumun tersine çevrilmesiyle, emekliliği gelenler bile çalıştıkça emekli aylıklarının artması sayesinde sistemde daha uzun süre kalacaklardır. Sigortalıların çalıştıkça yüksek emekli maaşı alması yönünde yasal bir düzenleme yapılması, milyonlarca çalışanın en büyük beklentisi haline gelmiştir. 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı çerçevesinde, aylık bağlama sistemi uzun istihdamı teşvik edecek şekilde yeniden tasarlanıyor ve hakkaniyet ile aktüeryal denge için parametreler gözden geçiriliyor. Program, mevcut vahim tabloyu tersine çevirebilir: ABOlar, uzun istihdamı ödüllendirecek şekilde revize edilecek. Bu, "İki Taban Maaş Uygulaması" (kısmi ve tam emeklilik için ayrı tabanlar) veya "Kıdem Bazlı Bonuslar" (ekstra yıllar için ABOda ilave yüzde artışı) gibi iki şekilde gerçekleşebilir. Bu reformlar, aktif/pasif oranını düzeltecek, "Maaşım azalır mı?" korkusunu ortadan kaldıracak ve SGK sistemini sürdürülebilir kılacaktır. Çalışanlar emeklilikte rahat bir nefes alacak, zira erken çıkışlar durursa SGK hem prim almaya devam edecek hem de emekli maaşı ödemelerini erteleyecek. Bu, sadece bir düzenleme değil, emeklilikte adaletin tesis edilmesi anlamına gelecektir. Umarız 2026 yılı, emeklilikte adalet yılı olarak hafızalara kazınır.



