Karayipler'in incisi Santa Cruz del Islote, 19. yüzyıldan beri insan yaşamına ev sahipliği yapıyor. Fırtınalardan korunmak için geçici bir sığınak olarak kullanılan bu küçük ada, zamanla sivrisineklerin olmaması ve doğal korunaklı yapısıyla yerleşik hayata dönüştü. Ada sakinleri, yaşam alanlarını genişletme arzusuyla kıyı şeridini deniz kabukları, ağaç gövdeleri, mercanlar ve evsel atıklarla doldurarak adanın yüz ölçümünü dikkat çekici bir şekilde artırdılar.
BİNA LABİRENTİNDE YAŞAM: SOKAKSIZ VE ALTYAPISIZ
Günümüzde Santa Cruz del Islote, mahremiyetin neredeyse hiç olmadığı, yan yana dizilmiş binalardan oluşan bir labirente dönüşmüş durumda. 100'den az evin bulunduğu adada sadece dört dar sokak mevcut ve metrekare yetersizliği nedeniyle her odada ortalama 10 kişi yaşıyor. Binaların bu denli iç içe olması, bir uçtan diğerine geçmek için komşu evlerin salonlarından veya mutfaklarından geçmeyi zorunlu kılıyor. Bu sıra dışı yaşam biçimi, adayı adeta bir insan yumağı haline getirmiş.
SUÇ YOK, AMA İHTİYAÇ ÇOK: LOJİSTİK ZORLUKLAR VE GELECEK KAYGISI
Şaşırtıcı bir şekilde, bu aşırı nüfus yoğunluğuna rağmen adada suç oranı neredeyse sıfır. Yerel halk, evlerinin kapılarını kilitleme ihtiyacı duymuyor ve polise gerek kalmıyor. Ancak, cenazelerin defnedileceği bir mezarlık alanının olmaması adanın en büyük idari ve lojistik sorunlarından biri. Hayatını kaybedenlerin naaşları, defnedilmek üzere teknelerle komşu adalara veya anakaraya taşınıyor. Merkezi bir su ve kanalizasyon sistemi bulunmayan adada, elektrik ihtiyacı güneş panelleriyle karşılanıyor ve bu enerji günde sadece birkaç saat sağlanabiliyor. Ada nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturan çocuklar için bir ilkokul bulunsa da, eğitim 10. sınıfta sona eriyor ve gençler ileri eğitim için anakaraya gitmek zorunda kalıyor. Balıkçılığın temel geçim kaynağı olduğu adada, turizm hareketliliğiyle birlikte gelir modelleri çeşitlenmiş durumda. Ancak, iklim değişikliğinin getirdiği yükselen deniz seviyeleri, Santa Cruz del Islote'nin 2050 yılına kadar tamamen sular altında kalma riskini beraberinde getiriyor. Bu sıra dışı yaşam biçimi, küresel ısınmanın acı bir gerçeğiyle yüzleşiyor.



