EKONOMİ
Yayınlanma : 17 Aralık 2025 08:26
Düzenleme : 17 Aralık 2025 08:26

Dünya çoklu krizlere ne kadar hazır? AXA'dan çarpıcı rapor

Dünya çoklu krizlere ne kadar hazır? AXA'dan çarpıcı rapor
AXA'nın Gelecek Riskleri Raporu'na göre iklim değişikliği en büyük küresel risk olarak görülürken, siber güvenlik ve jeopolitik istikrarsızlık da endişeleri artırıyor. Rapor, sigorta sektörünün risk yönetimi ve toplumsal dayanıklılıkta krit

AXA'nın bu yıl 12'ncisini yayımladığı Gelecek Riskleri Raporu, küresel karar vericilerin ve bireylerin geleceğe yönelik risk algılarını mercek altına alıyor. 57 ülkeden 3.500'den fazla uzman ve 25.000'den fazla bireyin katılımıyla hazırlanan kapsamlı rapor, günümüz dünyasının karşı karşıya olduğu karmaşık krizleri derinlemesine inceliyor.

İKlim Değişikliği En Büyük Tehdit

Türkiye'nin de dahil edildiği araştırmanın sonuçlarına göre, iklim değişikliği önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde karşılaşılacak en büyük risk olarak öne çıkıyor. Bu endişeyi siber güvenlik, jeopolitik istikrarsızlık ve yapay zekâ riskleri takip ediyor. Uzmanların %95'i ve genel nüfusun %93'ü krizlerin son yıllarda arttığına inanırken, uzmanların %86'sı ve genel nüfusun %84'ü en endişe verici risklerin bir kısmının önleyici tedbirlerle yönetilebileceğini belirtiyor.

Kriz Algısı Derinleşiyor, Sigortacılığa Güven Artıyor

AXA'nın 'insanlığın gelişmesi adına değerli olanı koruma' misyonuyla hazırladığı rapor, teknoloji, iklim değişikliği ve demografik risklerin giderek daha belirgin hale geldiğini gösteriyor. Jeopolitik istikrarsızlık, siber güvenlik ve toplumsal gerilimler gibi riskler, iklim değişikliğiyle arasındaki farkı kapatıyor. Bu durum, çoklu kriz algısının derinleştiğini ve risk yönetimi için bütüncül bir yaklaşımın hayati önem taşıdığını vurguluyor. Öte yandan, toplumun gelecekteki risklere karşı hazırlıklı olmasında sigortacılığın rolü hem uzmanlar hem de kamuoyu tarafından büyük önem görüyor. Rapor, uzmanların %89'unun ve genel katılımcıların %72'sinin sigorta sektörünün risklerin etkisini azaltmada kritik bir rol oynayacağına inandığını ortaya koyuyor. Bu güven, sigorta sektörünün sadece hasar sonrası bir mekanizma olmanın ötesinde, risklerin önceden yönetilmesi ve toplumsal dayanıklılığın artırılmasında stratejik bir aktör olarak konumlandığını gösteriyor.