Dünya Bankası, yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu'nun ocak sayısında, küresel ekonominin ticaret gerilimleri ve belirsizliklere rağmen beklenenden daha dirençli bir tablo çizdiğini belirtti. Rapora göre, küresel ekonomik büyümenin önümüzdeki iki yıl boyunca genel olarak istikrarlı kalması bekleniyor. Küresel büyüme tahminleri 2025 için yüzde 2,7 olarak öngörülürken, 2026'da bu oranın yüzde 2,6'ya gerilemesi ve 2027'de tekrar yüzde 2,7'ye çıkması öngörülüyor. Dünya Bankası'nın haziran ayındaki tahminlerine göre, dünya ekonomisinin bu yıl yüzde 2,4 ve gelecek yıl yüzde 2,6 büyümesi bekleniyordu. Bu revizyonun önemli bir kısmı, ABD ekonomisindeki beklentilerin üzerinde büyüme tahminlerinden kaynaklanıyor. Ancak, mevcut tahminlerin gerçekleşmesi durumunda, 2020'li yılların 1960'lardan bu yana en zayıf küresel büyüme on yılı olma yolunda ilerlediği de vurgulanıyor.
KÜRESEL ENFLASYONDA DÜŞÜŞ BEKLENTİSİ
Raporda ayrıca, küresel enflasyonun iş gücü piyasalarındaki zayıflama ve enerji fiyatlarındaki düşüşle birlikte 2026 yılında yüzde 2,6'ya gerileyeceği tahmin ediliyor.
ABD, AVRO BÖLGESİ VE ÇİN EKONOMİLERİNDE REVİZYONLAR
Ülke bazında büyüme tahminlerine bakıldığında, ABD ekonomisinin bu yılki büyüme beklentisi yüzde 1,6'dan yüzde 2,2'ye yükseltildi, gelecek yıl için ise yüzde 1,9 olarak korundu. Avro Bölgesi ekonomisinin büyüme beklentisi ise bu yıl için yüzde 0,8'den yüzde 0,9'a, gelecek yıl için ise yüzde 1'den yüzde 1,2'ye çıkarıldı. Çin ekonomisi için de iyileştirmeler yapıldı; bu yıl için büyüme beklentisi yüzde 4'ten yüzde 4,4'e, gelecek yıl için ise yüzde 3,9'dan yüzde 4,2'ye yükseltildi.
TÜRKİYE EKONOMİSİ İÇİN POZİTİF TAHMİNLER
Raporda, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,7, gelecek yıl ise yüzde 4,4 büyümesinin beklendiği bildirildi. Dünya Bankası'nın haziran ayındaki tahminlerinde Türkiye ekonomisinin 2026'da yüzde 3,6 ve 2027'de yüzde 4,2 büyümesi öngörülüyordu. Türkiye'deki ekonomik faaliyetin, güçlü iç talep, özellikle inşaat yatırımlarındaki artış ve yıl boyunca uygulanan parasal gevşeme ile desteklendiği belirtildi. Özel tüketimin, devam eden dezenflasyon ortamında artan reel ücretlerle büyümesi tahmin edilirken, cari işlemler açığının genişlemesi, mali açığın ise deprem kaynaklı yeniden inşa harcamalarındaki azalmayla daralması öngörülüyor.



