Türkiye'nin yakın siyasi ve toplumsal tarihinde, 2004 yılında Dolmabahçe Sarayı'nda yaşanan ve hafızalardan silinmeyen bir olay, sembolik bir dönüşümle bambaşka bir boyut kazandı. O dönemde küresel siyasetin önemli buluşmalarından biri olan NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapan Türkiye, dünya liderlerini ve eşlerini ağırlıyordu. Ancak zirve kapsamında düzenlenen resmi akşam yemeği öncesinde, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a gönderilen davetiyenin 'tek kişilik' olması, siyasi tarihe 'diplomatik bir dışlama' olarak geçti.
EMİNE ERDOĞAN'IN DEVLET YEMEĞİNE KATILIMI ENGELLENMİŞTİ
Bu kasıtlı 'eşsiz' davetiyenin ardındaki temel amaç, Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın başörtüsü nedeniyle devletin resmi bir etkinliğinde yer almasını engellemekti. O gün, devletin kurumsal itibarını uluslararası alanda korumak adına Başbakan Erdoğan yemeğe yalnız katıldı. Kendi ülkesinde ev sahibi konumunda olmasına rağmen, dönemin katı ideolojik duvarları nedeniyle Emine Erdoğan'ın temsili engellenmek istenmişti.
22 YIL SONRA TERSİNE DÖNEN ROLLER
Aradan geçen 22 yılın ardından, takvimler 2026'yı gösterirken Türkiye tekrar NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor. Ancak bu kez manzara kökten farklı. Bir zamanlar başörtüsü nedeniyle devletin resmi yemeklerinden mahrum bırakılan Emine Erdoğan, bugün aynı zirvede ev sahibi olarak küresel diplomasinin merkezinde yer alıyor. Dünya liderlerini ve eşlerini bizzat karşılayan, en görünür ve etkili konumlardan birinde duran Emine Erdoğan, sembolik bir dönüşümün en canlı örneğini sergiliyor.



