Şubat 2026 itibarıyla açıklanan şok edici verilere göre, deniz seviyesinden tam 4.500 metre yükseklikteki Vicuña projeleri, tam anlamıyla bir servet yatağı olarak ortaya çıktı. Bu devasa proje, tam 14 milyon ton bakır, akıl almaz bir rakam olan 36 milyon ons altın ve nefes kesici 729 milyon ons gümüş rezervini barındırıyor. Tesisin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte, yılda devasa bir rakam olan 400 bin ton bakır üretimi gerçekleştirilecek. Bu, küresel bakır arzının tam %2'sini tek başına karşılayacak bir güç demek!
KÜRESEL BAKIR ARZI İÇİN KRİTİK EŞİK
Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) 2025 görünüm raporu, durumun vahametini gözler önüne seriyor. Rapora göre, bakır talebi yeni maden üretiminden çok daha hızlı bir ivmeyle artıyor. Vicuña gibi projelerin herhangi bir gecikme yaşaması durumunda, 2030'lu yıllarda küresel bir bakır kıtlığı yaşanması kaçınılmaz görünüyor. Hatta, madencilik devi BHP'nin henüz üretim başlamadan projenin yarısına tam 2,1 milyar dolar ödeme yapması, sektörün gelecekteki hammadde tedariği konusundaki derin endişelerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Maden sahasının, ilk 25 yıl boyunca kesintisiz bir şekilde üretime devam etmesi ve piyasanın zayıf olduğu zamanlarda bile yüksek karlılığını sürdürmesi bekleniyor.
EKONOMİYE 69 MİLYAR DOLARLIK DEV KATKI
Lundin Mining tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, projenin işletme süresi boyunca Arjantin ekonomisine tam 69 milyar dolarlık vergi ve telif geliri sağlanması öngörülüyor. San Juan eyaleti, bu projeyi bölgesel kalkınmanın ana motoru olarak görmenin ötesinde, yoğun bir destekle sahiplenmiş durumda. İnşaat aşamasında yaklaşık 25 bin kişiye istihdam yaratılması planlanırken, işletme döneminde ise yüksek teknik beceri gerektiren 3 bin kişilik sürekli iş imkanı oluşacak. Ayrıca, yerel işgücü kotaları için de ciddi çalışmaların sürdüğü kaydedildi. Ancak bu devasa servetin tam kapasite üretime geçişi, bölgedeki zorlu coğrafi koşullar ve lisanslama süreçleri nedeniyle 10 ila 15 yıl sürecek. IEA verilerine göre, bu ölçekteki madenlerin işletmeye geçişi ortalamanın üzerinde bir hızda ilerlese de, yıllık 500 bin tonluk üretim hedefine ancak 2035 yılında ulaşılabilecek. Bu projenin finansmanı ve tam lisanslanması, küresel enerji dönüşümü hedefleri açısından stratejik bir öneme sahip.



