GÜNDEM
Yayınlanma : 24 Haziran 2026 00:50
Düzenleme : 24 Haziran 2026 00:50

Cumhuriyet tarihinin dibi: Doğurganlık hızındaki düşüş 'varoluşsal tehdit' ilan edildi!

Cumhuriyet tarihinin dibi: Doğurganlık hızındaki düşüş 'varoluşsal tehdit' ilan edildi!
Türkiye'de doğurganlık hızı Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine gerileyerek 'varoluşsal tehdit' olarak nitelendirildi. Uzmanlar, teknoloji kullanımının aile ve çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, içerik kontrolünün ö

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın açılış konuşmalarıyla başlayan ve "Yeni İletişim Teknolojilerinin Aileye Etkisi" ana temasıyla ilerleyen panelde, Türkiye'nin nüfus yapısındaki köklü değişimler ve bunun geleceğe yönelik etkileri masaya yatırıldı. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Sefer Kalaman'ın moderatörlüğünü üstlendiği oturumda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Aile Enstitüsü Genel Müdürü Ayşenur Çoban, teknoloji kullanımının aile üzerindeki dönüştürücü gücüne dikkat çekti.

DOĞURGANLIK HIZINDA KORKUTAN DÜŞÜŞ

Çoban, sunumunda çarpıcı veriler paylaşarak, Türkiye'nin toplam doğurganlık hızının 1960'larda 6,38 seviyesindeyken, 2025 itibarıyla 1,42'ye kadar gerilediğini belirtti. Bu rakamın, Cumhuriyet tarihi boyunca kaydedilen en düşük seviye olduğunu vurgulayan Çoban, bazı ülkelerin bu noktaya ulaşmasının çok daha uzun sürdüğünü, Türkiye'nin ise sadece 60 yıl gibi kısa bir sürede bu duruma geldiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da bu durumu "varoluşsal bir tehdit" olarak nitelendirdiğini hatırlatan Çoban, nüfus meselesinin üretimden sosyal güvenliğe, sağlıktan savunmaya ve kültürel sürekliliğe kadar her alanda büyük önem taşıdığını dile getirdi. Yetişkinlerde internet kullanımının yüzde 91'i aştığı, çocukların ise büyük oranda internet ve telefon kullandığı bir ortamda, sosyal medyanın çocukların aileleriyle geçirdiği süreyi olumsuz etkilediği ve denetimsiz içerikler, tanımadık kişilerle temas gibi riskleri beraberinde getirdiği uyarısında bulunuldu.

'TEMİZ EKRAN' HAREKETİ VE İÇERİK KONTROLÜ ÖNEM KAZANIYOR

İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, çocukların hayatında küçük bir ekranın, aileden, mahalleden ve okuldan daha fazla etkiye sahip olabildiği bir çağda yaşandığını belirterek, bu ekranlardan sadece bilgi değil, yönlendirme de geldiğini söyledi. Bu durumun aileler için ne anlama geldiğini sorgulamak gerektiğini ifade eden Karabıyık, aidiyeti zayıflayan gençlerin geleceklerini yurt dışında arama eğiliminde olabildiğine işaret etti. Bu kapsamda başlatılan "Temiz Ekran" hareketinin önemini vurgulayan Karabıyık, aileyi güçlendiren her adımın geleceği de güçlendirdiğini ve bu alanda eğitimden medyaya, dijital düzenlemelerden şehir politikalarına kadar her alanda aileyi gözeten bir bakış açısına ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Yozgat Bozok Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zülfiye Acar Şentürk ise ailelerin çocukları kontrol etme çabasının genellikle yasakçı bir zihniyetle ve süreleri kısıtlamaya yönelik olduğunu, ancak asıl önemli olanın "süreden ziyade içeriğin kontrol edilmesi" olduğunu savundu. Çocuğun siber zorbalığa karşı korunmasının ve hangi siteleri takip ettiğinin öğrenilmesinin ebeveynlerin en önemli görevlerinden biri olduğunu vurguladı.