EKONOMİ
Yayınlanma : 11 Ekim 2025 17:18
Düzenleme : 11 Ekim 2025 17:18

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye'nin yatırım ortamı dünya standartlarında

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye'nin yatırım ortamı dünya standartlarında
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin son 22 yılda ekonomik büyüme, ihracat ve doğrudan yatırım alanlarında önemli başarılar elde ettiğini belirterek, yeşil ve dijital dönüşüm hamleleriyle geleceğe hazırlandığını açıkladı. Yılmaz, yüksek gel

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde düzenlenen Yatırım Danışma Komitesi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinin son 22 yılda kaydettiği ilerlemeleri ve gelecek hedeflerini detaylandırdı.

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BÜYÜME VE YATIRIM

Yılmaz, 2002'de yaklaşık 238 milyar dolar olan milli gelirin, 2024 sonunda 1,4 trilyon dolara yaklaşacağını ve kişi başına gelirin de dört kattan fazla artarak 15 bin dolar seviyesine ulaşacağını belirtti. Türkiye'nin küresel yatırım pastasındaki payını beş kat artırarak yüzde 1'e çıkardığını ve dünyanın önde gelen yatırım destinasyonlarından biri haline geldiğini vurguladı. İhracatın 2002'de 36 milyar dolardan 2024'te 262 milyar dolara ulaştığını ve Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını hatırlattı. Sanayi, ulaştırma ve enerji altyapısı, dijitalleşme kapasitesi ve insan kaynağının küresel ölçekte rekabet avantajı sağlayacak şekilde geliştiğini, uluslararası doğrudan yatırımların bu dönüşümün en önemli unsurlarından biri olduğunu ifade etti. 1973-2002 döneminde 15 milyar dolar doğrudan yatırım çeken Türkiye'nin, 2003'ten bu yana toplamda 282 milyar dolarlık yatırım çektiğini, 2024 yılında uluslararası doğrudan yatırım girişinin 11,3 milyar dolar olarak gerçekleştiğini ve 2025'in ilk 7 ayında 8,4 milyar dolara ulaştığını, yıllıklandırılmış girişlerin ise son yılların zirvesine çıkarak 13,8 milyar dolar ile rekor kırdığını söyledi. 2002'de 5 bin 600 olan uluslararası sermayeli şirket sayısının bugün 87 bine yaklaştığını ve bu şirketlerin Türkiye'yi üretim, Ar-Ge, tasarım, tedarik, lojistik ve bölgesel yönetim merkezleri ile entegre bir bölgesel üs haline getirdiğini belirtti.

YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM YATIRIMLARI

Yılmaz, Türkiye'nin küresel tedarik zincirindeki rolünü güçlendirecek, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımlarını artıracak yeni bir yatırım teşvik sistemini uygulamaya aldıklarını açıkladı. Bu sistemin, katma değerli üretimi, yeşil ve dijital dönüşümü, bölgesel kalkınmayı önceleyen, daha seçici ve hedef odaklı olduğunu belirtti. Temmuz 2025'te yürürlüğe giren İklim Kanunu'nun enerji verimliliği ve temiz teknoloji yatırımlarının hızlanmasına, ihracatta karbon ayak izi kriterlerine uyumu kolaylaştırarak firmaların rekabet gücünün artmasına katkıda bulunacağını vurguladı. Kurulacak Emisyon Ticaret Sistemi ile şirketlere emisyon azaltımını daha düşük maliyetle gerçekleştirme imkanı sunulacağını ve karbon kredisi ticaretinden doğacak yeni piyasa sayesinde ekonomiye katma değer oluşturulmasının hedeflendiğini söyledi. 2026'nın ilk çeyreğinde 5G ve fiber teknolojisinin hayata geçirileceğini, bunun Türkiye'nin dijital dönüşümünü hızlandırarak sanayiden tarıma, ulaşımdan sağlığa kadar tüm sektörlerde verimliliği artıracağını belirtti. Yeşil enerji yatırımlarını hızlandırmak amacıyla yapılan yeni mevzuat düzenlemeleriyle rüzgar enerjisi yatırımlarında yatırım sürecinin dört yıldan iki yıla, güneş enerjisinde ise iki yıldan 1,5 yıla düşürüldüğünü ifade etti. İkiz dönüşümün insan kaynağı gereksinimlerini karşılamak amacıyla bu alanda aktif iş gücü programları, mesleki eğitim kursları ve işbaşı eğitim programları uygulandığını ve eğitim içerikleri geliştirildiğini ekledi.

EKONOMİK BÜYÜME VE ENFLASYON HEDEFLERİ

Cevdet Yılmaz, güncellenmiş Orta Vadeli Program ile enflasyonu kalıcı şekilde düşürürken, büyüme potansiyelini de yapısal dönüşüm adımlarıyla yukarı çeken bir harita takip ettiklerini dile getirdi. Haziran 2024'ten bu yana devam eden dezenflasyon sürecinde enflasyon oranını 42 puan düşürdüklerini ve 2026'da yüzde 20'nin altında, 2027'de ise tek haneli enflasyon oranlarına ulaşmayı hedeflediklerini belirtti. 2024'te ekonominin yüzde 3,3 büyüdüğünü ve 2025'te de aynı oranı korumayı beklediklerini söyledi. Dezenflasyon süreci ilerledikçe ve yapısal dönüşümler hayata geçtikçe büyümenin kademeli olarak verimliliğe dayalı olarak güçleneceğini öngördüklerini, bu kapsamda 2026'da yüzde 3,8'e, 2027'de yüzde 4,3'e ve 2028'de yüzde 5'e ulaşmayı hedeflediklerini paylaştı. 2024'te cari açığın milli gelire oranının yüzde 0,8'e gerilediğini ve 2028'de yüzde 1'ler seviyesinde olmasını öngördüklerini, böylece dış finansman ihtiyacının belirgin şekilde azalacağını beklediklerini ifade etti. 3 Ekim itibarıyla brüt rezervlerin 186,2 milyar dolara yükseldiğini, risk priminin 260 baz puanın altına gerilediğini, Türk lirasına olan güvenin artarak TL mevduatın payının yüzde 60'ın üzerine çıktığını aktardı. Kamu maliyesinde disiplinli duruşlarının sürdüğünü, 2024'te bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 4,7 olduğunu, deprem etkisi hariç tutulduğunda açığın yüzde 3 seviyesinde gerçekleştiğini söyledi. 2025'te bütçe açığını yüzde 3,6'ya, 2028'de ise yüzde 2,8'e düşürerek Maastricht kriterlerinin altına indirmeyi öngördüklerini belirtti. Program döneminde sıkı mali duruşlarıyla bütçe açığını azaltırken, faiz dışı fazla vermeyi hedeflediklerini aktardı. 2025 yılı sonunda milli gelirin ilk kez 1,5 trilyon doları aşmasını, kişi başına düşen gelirin 17 bin doların üzerine çıkmasını ve Türkiye'nin Dünya Bankası sınıflamasına göre ilk kez yüksek gelirli ülkeler grubuna dahil olmasını beklediklerini, 2028'de ise milli gelirin 1,9 trilyon dolara yaklaşmasını, kişi başına gelirin 21 bin dolar seviyesine yükselmesini beklediklerini söyledi. 2028 sonunda ihracatın 300 milyar doların üzerinde, hizmet ihracatının ise 150 milyar doları aşmasını beklediklerini, program döneminde yaklaşık 2,5 milyon ilave istihdam oluşturulmasını ve dönem sonunda ilk defa yüzde 8'in altında bir işsizlik oranına ulaşılmasını hedeflediklerini ekledi.