Teknolojinin baş döndürücü hızına ayak uydururken, bir zamanların gözbebeği akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar giderek daha hızlı bir şekilde kullanım dışı kalıyor. Ancak bu eski cihazlar, çoğu zaman unutulup çekmecelerde bekletilse de, aslında önemli bir ekonomik potansiyeli barındırıyor. Elektronik atık olarak adlandırılan bu hurda yığınlarının içinde, altın, gümüş, bakır, paladyum, kobalt ve çeşitli nadir toprak elementleri gibi stratejik öneme sahip kritik ham maddeler gizli.
ELEKTRONİK ATIKLAR: ŞEHİR MADENCİLİĞİNİN KAYNAĞI
Uzmanlar, bu durumun elektronik atıkları "şehir madenciliği"nin en verimli kaynaklarından biri haline getirdiğini vurguluyor. Etkin bir geri dönüşüm süreciyle, bu eski cihazlardan elde edilen değerli metaller yeniden ekonomiye kazandırılabiliyor. Bu aynı zamanda, yeni maden yatırımlarına olan ihtiyacı azaltarak hem çevresel ayak izini küçültüyor hem de ülkelerin kritik ham madde bağımlılığını azaltıyor.
62 MİLYON TONLUK GÖRÜNMEYEN ZENGİNLİK
Küresel ölçekte elektronik atık miktarı her geçen yıl rekor kırıyor. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Telekomünikasyon Birliği'nin raporlarına göre, dünya genelinde oluşan 62 milyon ton elektronik atığın yalnızca %22,3'ü resmi olarak geri dönüştürülebiliyor. Bu eğilim devam ederse, 2030'a kadar bu rakamın 82 milyon tona ulaşması bekleniyor. Geri dönüştürülmeyen bu devasa atık yığınlarının içinde, yaklaşık 62 milyar dolar değerinde altın, bakır, alüminyum ve diğer stratejik ham maddeler adeta kayboluyor. Özellikle elektrikli araçlar, batarya teknolojileri ve yenilenebilir enerji sistemlerindeki artan talep göz önüne alındığında, bu atıklar ülkeler için stratejik birer kaynak haline geliyor. Türkiye'de ise yıllık yaklaşık 700 bin ton elektronik atık oluşmasına rağmen, bunun yalnızca %5'i geri dönüştürülebiliyor. Bu durum, evlerde biriken eski cihazların lisanslı toplama noktalarına ulaştırılmasının hem ithal ham madde ihtiyacını azaltacağı hem de büyük bir ekonomik değeri yeniden canlandıracağı anlamına geliyor.



