BİLİM VE TEKNOLOJİ
Yayınlanma : 18 Mart 2026 00:59
Düzenleme : 18 Mart 2026 00:59

Cehennemin Kapıları Aralandı: Bin 500 Derecelik, Çürük Yumurta Kokulu Gezegen Keşfedildi!

Cehennemin Kapıları Aralandı: Bin 500 Derecelik, Çürük Yumurta Kokulu Gezegen Keşfedildi!
Oxford Üniversitesi bilim insanları, yüzeyi erimiş lavla kaplı ve atmosferi çürük yumurta kokulu yeni bir gezegen keşfetti. L 98–59 d adı verilen bu öte gezegen, Dünya'nın geçmişine ışık tutabilecek önemli bilgiler barındırıyor.

Oxford Üniversitesi'nden bilim insanları, akıllara durgunluk veren bir keşfe imza attı: Yüzeyi erimiş lavla kaplı ve atmosferi adeta çürük yumurta kokan yeni bir gezegen türü tespit edildi. L 98–59 d adı verilen bu öte gezegenin yüzey sıcaklığı, yaklaşık bin 500 dereceye ulaşarak her şeyi adeta eritiyor.

DEVASA BİR MAĞMA OKYANUSU

Gezegenin en çarpıcı özelliklerinden biri, derinliklerinde barındırdığı devasa magma okyanusu. Bu sürekli lav denizi, gezegenin iç kısmında yoğun miktarda sülfür birikmesine neden oluyor. Araştırmacılara göre bu sülfür, gezegenin atmosferine hidrojen sülfür gazı olarak salınıyor.

ATMOSFERİ KOKUDAN GEÇİLMİYOR

Bu hidrojen sülfür gazı, Dünya'da çürük yumurta kokusuyla bilinen bir madde. Dolayısıyla, bilim insanları L 98–59 d'nin son derece keskin ve rahatsız edici bir kokuya sahip olacağını belirtiyor. Bu keşif, James Webb Uzay Teleskobu ve yer tabanlı gözlemevlerinden elde edilen verilerle yapıldı ve gezegenin daha önce bilinmeyen bir kategoriye ait olduğunu gösteriyor.

DÜNYA'NIN GEÇMİŞİNE IŞIK TUTABİLİR

Yaklaşık 35 ışık yılı uzaklıkta, küçük bir kırmızı yıldızın yörüngesinde dönen ve tahmini yaşı 5 milyar yıl olan bu ilginç gezegen, araştırmacılar için büyük bir önem taşıyor. Magma okyanuslarının davranışını anlamak, bilim insanlarına göre Dünya'nın erken dönemlerine dair değerli ipuçları sunabilir. Çünkü bildiğimiz gibi, Dünya dahil tüm kayalık gezegenlerin oluşumunun ilk evrelerinde benzer şekilde erimiş yüzeylere sahip olduğu düşünülüyor. Bu tür çalışmalar, sadece uzak gezegenleri değil, kendi gezegenimizin geçmişini de aydınlatma potansiyeli taşıyor.