ÇEVRE
Yayınlanma : 03 Ağustos 2025 11:49
Düzenleme : 03 Ağustos 2025 11:49

Büyük Pasifik Çöp Yığını: 1,8 Trilyondan Fazla Plastik Atık ve Geri Dönülmez Bir Çevre Sorunu

Büyük Pasifik Çöp Yığını: 1,8 Trilyondan Fazla Plastik Atık ve Geri Dönülmez Bir Çevre Sorunu
Pasifik Okyanusu'nda bulunan Büyük Pasifik Çöp Yığını (GPGP), 1,8 trilyondan fazla plastik atık içeriyor ve yüzey alanı Türkiye'nin neredeyse iki katı büyüklüğünde.

Dünya genelinde okyanuslardaki akıntılar ve girdaplar, plastik atıkları belirli noktalarda biriktirerek devasa çöp alanları oluşturuyor. Bu alanların en büyüğü ise Pasifik Okyanusu'nun kuzeyinde, ABD'nin Hawaii ve California eyaletleri arasında yer alan ve GPGP olarak adlandırılan çöp yığını. Uzun ömürlü plastiklerin doğada çözünmemesi ve GPGP'yi çevreleyen girdapta sıkışması, bu yığının hacmini sürekli artırıyor ve geri dönüşü neredeyse imkansız bir çevre sorununa dönüştürüyor.

GPGP'NİN DEVASA BOYUTLARI

GPGP'nin net boyutu, devasa alana yayılması ve atıkların bir kısmının okyanusun derinliklerine batması nedeniyle hesaplanamıyor. Ancak yüzey alanının yaklaşık 1,6 milyon kilometrekare olduğu tahmin ediliyor; bu, Türkiye'nin yüz ölçümünün neredeyse iki katı anlamına geliyor. 2015 ve 2016 yıllarında yapılan araştırmalar, GPGP'de 1,8 trilyondan fazla plastik atık olduğunu ortaya koydu. Bu atıklar, homojen bir çöp adası değil, çok sayıda bağımsız makro ve mikroplastikten oluşan bir yığın halinde bulunuyor ve toplam ağırlığının yaklaşık 100 bin ton olduğu belirlendi.

SUDAKİ CANLILAR İÇİN ÖLÜM CEZASI

Plastik atıklar, deniz canlıları için büyük bir tehdit oluşturuyor. Bazı canlılar, plastik atıkları besin sanarak tüketiyor ve zehirleniyor. Fok balıkları gibi deniz memelisi türleri ise kaçak balıkçılık faaliyetlerinden arta kalan ağlara takılarak ölüyor. Hawaii Üniversitesinden Profesör Jan Hafner, GPGP'nin tek plastik atık yığını olmadığını, okyanuslarda başka büyük çöp girdaplarının da bulunduğunu belirtiyor. Atık yönetiminin yetersizliği nedeniyle karaya atılan plastiklerin yağmurlarla akarsulara karışarak okyanuslara taşındığını ve bunun gözlemlenebilir bir sorun olduğunu vurguluyor. Hafner, plastik atıkların deniz canlılarının ölümüne ve denizlerdeki zenginliklerin kaybına yol açtığını, bazı canlıların zehirli plastiklerle beslenirken bazılarının ise balıkçılık ağlarına dolanarak öldüğünü söylüyor. Hükümetlerin atık yönetimi konusunda adımlar atması gerektiğini ve GPGP'nin kamuoyunda daha fazla tartışılması gerektiğini ekliyor.

MİKROPLASTİKLER VE İNSAN SAĞLIĞI

Güneş ışınlarının etkisiyle plastik atıklar zamanla daha küçük parçalara ayrılarak mikroplastiklere dönüşüyor. Bu mikroplastikler, deniz canlıları tarafından tüketilerek besin zincirine giriyor ve zehirli kimyasallar insan bedenine ulaşıyor. Araştırmalar, insan vücudunda biriken mikroplastiklerin hormonal bozukluklar, kanser türleri, kardiyovasküler hastalıklar ve diğer sağlık sorunlarına yol açtığını gösteriyor. Ayrıca, GPGP'deki plastikler su yüzeyini kaplayarak güneş ışınlarının okyanus dibine ulaşmasını engelliyor ve alg, plankton gibi canlıların üremesini sekteye uğratıyor. Bu durum, domino etkisiyle insan sağlığına ve ülke ekonomilerine zarar veriyor. Avustralya'daki Wollongong Üniversitesinden araştırmacılar, plastik üretiminin artması halinde, sudaki atıkların neden olduğu küresel ekonomik kaybın 2030'a kadar 229 milyar dolara ulaşabileceğini öngörüyor. Hamburg Uygulamalı Bilimler Üniversitesinden Profesör Walter Leal ise GPGP'deki plastik atıkların büyük çoğunluğunun mikroplastik olduğunu ve durumun doğrudan bir kamu sağlığı krizi olduğunu belirtiyor. Mikroplastiklerin temizlenemediğini ve doğada uzun süre varlığını sürdürdüğünü, mevcut temizlik girişimlerinin ise yavaş ve yüzeydeki makro plastiklere odaklı olduğunu ekliyor. Leal, uluslararası toplumun ortak bir karar alsa bile hızlı ve tam bir temizliğin neredeyse imkansız olacağını belirtiyor.