ABD ve Avrupa Birliği'nin ortak operasyonuyla Rusya'ya yönelik ekonomik baskılar yoğunlaşıyor. Rosneft ve Lukoil gibi enerji devlerini merkeze alan yeni yaptırımlar, Moskova'nın finansal dayanıklılığını sınırlıyor. NATO temsilcileri, bu hamlelerin savaş dinamiklerini değiştirebileceğini vurgularken, diplomasi kanallarındaki hareketlilik dikkat çekiyor.
ENERJİ PİYASALARINDAKİ DALGALANMA
Çin'in devlet petrol şirketlerinin Rus kaynaklı alımları durdurması ve Hindistan'ın ithalatını kısma hazırlıkları, küresel enerji borsalarında belirsizliği artırıyor. Analistler, Rus petrolünün uluslararası pazarlardaki payının hızla düşmesinin hem Moskova'nın gelirlerini azaltacağını hem de dünya çapında enerji fiyatlarını etkileyebileceğini ifade ediyor. Bu durum, Rusya'nın deniz yoluyla petrol ihracatında ciddi bir daralma tehdidi oluşturuyor.
DİPLOMATİK GÖRÜŞMELERDEKİ GELİŞMELER
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, sürekli ekonomik baskının Putin'i müzakerelere zorlayabileceğini belirtirken, ABD Başkanı Trump'ın Rus lider üzerinde etkili olabileceğine işaret etti. Beyaz Saray yetkilileri, olası bir Trump-Putin görüşmesinin tamamen rafa kalkmadığını, ancak somut sonuçların şart olduğunu açıkladı. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ise ateşkes konusunda açık olduğunu ancak toprak tavizi vermeyeceğini yineledi.
YAPTIRIMLARIN EKONOMİK ETKİLERİ
AB'nin Rusya'nın sıvılaştırılmış doğal gazını, bankacılık sistemini ve kripto işlemlerini hedef alan yeni paketi, yaptırımların kapsamını genişletiyor. Putin, bu önlemlerin Rus ekonomisini önemli ölçüde etkilemeyeceğini iddia etse de, Trump'ın 'altı ay sonra netleşecek' yanıtı gerilimi sürdürüyor. Uzmanlar, uzun vadeli yaptırımların Moskova'nın savaş kapasitesini zorlayabileceğini öngörüyor.



