Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından düzenlenen 'COP31'e Doğru Türkiye’de İklim Değişikliği Gündemi & SETA İklim Değişikliği ve Çevre Programı Lansmanı Konferansı'nda önemli açıklamalarda bulundu. Konferansta, Türkiye'nin iklim kriziyle mücadeledeki rolü ve COP31'de öne çıkarılacak konular ele alındı.
İKLİM KRİZİ VE İNSANLIĞIN GELECEĞİ
Bakan Kurum, günümüzdeki meselenin sadece karbon salınımı olmadığını, asıl sorunun insan ile doğa arasındaki bitmeyen mücadele olduğunu belirtti. İnsanlığın kritik bir eşikte olduğunu ve yeni bir dünyanın doğum sancıları çektiğini vurgulayan Kurum, bu sürecin belirsizlik, adaletsizlik ve bitmeyen tüketim hırsını beraberinde getirdiğini ifade etti. Bu hırsın doğayı ham madde deposu olarak görmeye yol açtığını ve Afrika'dan Asya'ya kadar pek çok coğrafyayı etkileyen bir iklim krizine dönüştüğünü söyledi. Kurum, iklim krizinin her yıl milyarlarca dolarlık zarara neden olduğunu ve milyonlarca insanın göçüne, hastalığına veya ölümüne sebep olduğunu dile getirdi.
TÜRKİYE'NİN İKLİM POLİTİKALARINDA YENİ DÖNEM
Bakan Kurum, 90'lı yıllarda çevre ve iklim yönetimi açısından yaşanan tecrübesizlik ve plansızlığa dikkat çekerek, o dönemde çevrenin sadece belediyelerin çöp toplama işine indirgendiğini belirtti. İklim meselesinin ulusal kararların yanından bile geçemediğini, dış politikanın konusu dahi olmadığını ifade eden Kurum, Türkiye'nin geldiği noktada gurur duyulacak bir ilerleme kaydettiğini vurguladı. Cumhurbaşkanının liderliğinde Türkiye'nin iklim diplomasisinde oyun kurucu bir role sahip olduğunu ve COP-31 Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak konuma geldiğini söyledi. Kurum, doğayı bir atık deposu olarak veya çevreyi bir yük olarak gören zihniyetten ülkenin kurtarıldığını ekledi.
SU VE GIDA GÜVENLİĞİ COP31'DE ÖNCELİKLİ KONULAR OLACAK
Küresel sistemde suyun stratejik bir ham madde ve hatta savaş unsuru haline geldiğini belirten Bakan Kurum, gıda ve su güvenliğinin önümüzdeki yıllarda sınır güvenliğinden daha kritik bir çatışma ve iş birliği alanı olacağını öngördüğünü aktardı. Su kaynaklarına hakim olan, toprağını yeşil tutan ve doğayı ezmeden enerji üreten devletlerin geleceğin oyun kurucuları olacağını ifade eden Kurum, Türkiye'nin iklim kriziyle mücadeleyi savunma yapılması gereken bir cephe ve fırsatlar sunan bir kalkınma meselesi olarak gördüğünü vurguladı. Bu tespitlerin somut, ölçülebilir ve tavizsiz bir eylem planına dönüştürülmesi gerektiğini belirten Kurum, COP31'de en çok dikkat çekecekleri konuların su ve gıda olacağını açıkladı. Ayrıca Sıfır Atık Hareketi'nin küresel bir marka haline geldiğini ve atığın bir 'çöp' değil, enerjiye, ham maddeye ve geleceğe dönüşen bir milli servet olduğu bir dünyanın teklif edildiğini söyledi.



