GÜNDEM
Yayınlanma : 03 Mart 2026 12:25
Düzenleme : 03 Mart 2026 12:25

Bakan Fidan'dan kritik uyarı: İran-ABD-İsrail gerilimi Hürmüz Boğazı'nı tehdit ediyor, olası senaryolar masada!

Bakan Fidan'dan kritik uyarı: İran-ABD-İsrail gerilimi Hürmüz Boğazı'nı tehdit ediyor, olası senaryolar masada!
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran-ABD-İsrail geriliminin Hürmüz Boğazı'nı tehdit ettiğini ve bölgesel güvenlik krizi riskini artırdığını belirtti. Fidan, Türkiye'nin diplomasi çağrısı yaptığını ve olası senaryolara karşı hazırlıklı olduğun

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gazetecilerle katıldığı iftar programında Ortadoğu'daki gerilimin boyutları ve olası sonuçları hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Fidan, İran ile ABD-İsrail arasındaki tansiyonun bölgeyi küresel bir güvenlik krizine sürükleyebileceği uyarısında bulundu.

Bölgesel Güvenlik Krizi ve Hürmüz Boğazı Riski

Bakan Fidan, mevcut gelişmelerin hem bölgenin geleceğini hem de küresel istikrarı ciddi şekilde riske attığını belirtti. İran'ın, bölgedeki Arap ülkelerinde bulunan ABD üslerini hedef almasının, daha büyük bir bölgesel güvenlik krizine yol açma potansiyelini artırdığını vurguladı. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın kapanması durumunda, küresel finans ve enerji piyasalarında yaşanacak dalgalanmaların ABD'yi kısa sürede sonuç almaya zorlayabileceği öngörüsünde bulundu. Fidan, İran halkı içinde rejim değişikliğine yol açacak ölçekte bir dalgalanmanın şu an için görünmediğini ancak Hizbullah gibi vekil unsurlarında hareketlilikler olduğunu gözlemlediklerini ifade etti. En olumsuz senaryonun çatışmanın tırmanarak tüm bölgeyi içine alan bir istikrarsızlık ortamı yaratması olduğunu söyledi. İran'dan doğal gaz akışının kesilmesi veya Körfez ülkelerinden enerji ithalatında aksama yaşanması gibi durumların, küresel enerji arz güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturacağını da sözlerine ekledi.

Diplomasi Çağrısı ve Olası Senaryolar

Bakan Fidan, Türkiye olarak meselenin askeri, güvenlik, siyasi, ekonomik ve enerji boyutlarını ayrı ayrı çalıştıklarını ve olası senaryolara göre hazırlıklarını sürdürdüklerini dile getirdi. Temel isteklerinin, karşılıklı saldırıların bir an önce durması ve yeniden diplomasiye dönülmesi olduğunu vurguladı. Bu taleplerini tüm muhataplarıyla açıkça paylaştıklarını belirtti. Fidan, İsrail'in İran'ın sahip olduğu yeteneklerin ötesinde rejimin kendisini tehdit olarak gördüğünü ve rejim değişikliği hedefi olduğunu söyledi. Savaşın başlamasını geciktirme çabalarının olduğunu ancak müzakerelerin ortasında savaşın başlamasının İran tarafından diplomasinin ihanete uğraması olarak nitelendirildiğini aktardı. İran'ın maliyet üretmek için Körfez'deki enerji hedeflerini bombaladığını ancak beklediği karşılığın gelmeyeceğini düşündüğünü ekledi. Ayrıca, İran'daki PKK varlığına ve bu konudaki siyasi süreçlere de değinen Fidan, Türkiye'nin terörle mücadelesinin kararlılıkla sürdüğünü belirtti. Kuzey Kıbrıs ve Güney Kıbrıs için şu an için büyük bir risk görmediğini ifade ederken, Körfez ülkelerinin İran'a yanıt verip vermeyeceği konusundaki iddiaları da duyduklarını ancak resmi bir açıklama olmadığını kaydetti. İran'ın bölgedeki saldırılarının Türkiye'ye yönelme ihtimali sorusuna ise Türkiye'nin kendini her zaman koruyacak irade ve yeteneğe sahip olduğunu belirterek yanıt verdi. Gerginliğin azaltılmasına yönelik uluslararası çabaların sürdüğünü ve barış ortamı için yoğun bir gayret içinde olduklarını da sözlerine ekledi. Çatışma bölgelerindeki vatandaşların durumunun yakından takip edildiğini ve şu ana kadar herhangi bir vatandaşın zarar görmediğini bildirdi. İran'dan Türkiye'ye yönelik bir göç dalgası ihtimaline karşı gerekli planlamaların yapıldığını ve halkın müsterih olması gerektiğini vurguladı. Gazze'deki durumun bölgeyi olumsuz etkilediğini ve Filistin barış sürecine destek vermeye devam edeceklerini belirtti. İsrail'in CAATSA yaptırımlarının kalkmasını istemediği yönündeki görüşe değinen Fidan, Avrupa güvenlik mimarisi konusunda da Türkiye'nin bu tür oluşumlarda yer almaya hazır olduğunu ifade etti.