Türkiye Cumhuriyeti'nin kalbi Ankara'nın başkent ilan edilişinin 102. yıl dönümü coşkuyla kutlanıyor. 102 yıl evvel alınan kararla ülkenin idare merkezi olarak belirlenen Ankara, Cumhuriyet'in kuruluşundaki kilit rolü ve bağımsızlık mücadelesinin sembolü olarak tarihteki yerini sağlamlaştırmıştır.

ANKARA'NIN BAŞKENT OLUŞ SÜRECİ
Ankara, Milli Mücadele'nin karargahı olarak öne çıkmış, Anadolu'nun düşman işgalinden kurtuluşunun ardından 13 Ekim 1923'te genç Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti unvanını almıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrası ülkenin işgaliyle birlikte Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak başlattığı Milli Mücadele, İstanbul'daki Osmanlı Mebusan Meclisi'nin son kez toplandığı 12 Ocak 1920'den sonra, İngilizlerin İstanbul'a girmesiyle fiilen sona ermişti. Bu durum, milletvekillerinin toplanabileceği ve ülkenin yönetilebileceği yeni bir başkente duyulan ihtiyacı doğurmuştur.

MİLLİ MÜCADELE'DE ANKARA'NIN ROLÜ
19 Mart 1920'de Mustafa Kemal Paşa'nın gönderdiği genelge ile temsilciler ve Osmanlı Mebusan Meclisi'nden ayrılan üyeler Ankara'da toplanmaya başlamıştır. Kurtuluş Savaşı'nın stratejik önemi, Ankara'nın demir yolu bağlantıları ve muharebe imkanlarının elverişliliği sayesinde artmıştır. Mustafa Kemal Paşa ve Temsilciler Kurulu üyeleri, 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelerek halkın ve Seğmenlerin coşkulu karşılamasıyla karşılaşmış ve Kurtuluş Savaşı'nın planlarını bu kentte şekillendirmiştir. Düzenli orduların kurulması kararı da Ankara'da alınmış, bu ordular İnönü, Sakarya ve Dumlupınar'da zaferler kazanarak Kurtuluş Savaşı'nı 30 Ağustos 1922'de Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile taçlandırmıştır.

BAŞKENTLİK KARARININ RESMİLEŞMESİ
9 Ekim 1923'te Dışişleri Bakanı İsmet Paşa, Türkiye devletinin idare merkezi olarak Ankara'nın belirlenmesini öngören tek maddelik yasa tasarısını Meclis'e sunmuştur. 10 Ekim'deki İkdam gazetesi haberi, İsmet Paşa ve arkadaşlarının sunduğu genelgeye istinaden Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'na 'Türkiye devletinin makarrıidaresi Ankara şehridir' maddesinin eklenmesinin kabul edildiğini ve konunun ertesi gün Meclis'te gündeme getirileceğini belirtmiştir. Aynı tarihli Tanin gazetesinde ise fırka toplantısında Ankara'ya Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın adının verilmesi teklifinin, bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından gündeme alınmadığı bilgisi yer almıştır. Yasa tasarısı, 10 Ekim'de ilgili komisyonlardan hızla geçerek 13 Ekim 1923'te TBMM Genel Kurulu'na gelmiştir. Tartışmaların ardından oy çokluğuyla kabul edilen karar, Ankara'nın fiili merkez olma özelliğini başkent sıfatıyla resmileştirmiştir. Bu karar, bir kanun olmaktan ziyade TBMM kararı olarak Anayasa'da yer almıştır. Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk'ta Ankara'nın başkent olmasının önemini, "Bütün düşünceler, yeni Türkiye'nin başkentinin Anadolu'da ve Ankara kenti olması gerektiğinde toplanıyordu. Coğrafya ve strateji durumu en kesin önemi taşıyordu. Devletin başkentini bir an önce saptayarak iç ve dış kararsızlıklara son vermek çok gerekli idi." sözleriyle vurgulamıştır.



