NATO'nun 7-8 Temmuz'da Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı Ankara Liderler Zirvesi, sadece yeni siyasi mesajlarla değil, son yıllarda alınan kararların somut uygulama takviminin ve askeri kabiliyet planlamasının belirlenmesiyle de öne çıkacak. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin de altını çizdiği gibi, bu zirve 'geçmiş taahhütlerin uygulamaya geçirildiği bir zirve' olarak tarihe geçmeyi hedefliyor. Liderler, savunma harcamalarındaki artışın askeri kapasiteye nasıl yansıyacağını, Avrupa'nın üstleneceği yeni görevleri ve NATO Kuvvet Modeli'ndeki güncel durumu masaya yatıracak. Taslak liderler bildirgesinde, NATO'nun 5. madde kapsamındaki ortak savunma taahhüdünün yeniden teyit edilmesi ve Rusya'nın uzun vadeli tehdit olarak tanımlanmaya devam etmesi bekleniyor. Ayrıca, Avrupa ülkelerinin Ukrayna'ya yönelik askeri desteğini sürdürmesi ve gelecek yıl için de benzer düzeyde katkı sağlaması hedefleniyor.
SAVUNMA SANAYİİNDE YENİ DÖNEM BAŞLIYOR
Zirvenin en kritik gündem maddelerinden biri, milyarlarca dolarlık yeni savunma sözleşmeleri ve ittifak genelinde üretim kapasitesinin artırılması olacak. Ukrayna'daki savaş, mühimmat ve silah stoklarının hızla tükenmesine neden olurken, NATO'yu savunma sanayiinde seri üretime teşvik ediyor. Ankara'da liderlerin, mühimmat, hava savunma sistemleri, insansız hava araçları ve uzun menzilli vurucu sistemler gibi kritik alanlarda üretim kapasitesini artıracak yeni iş birliklerini duyurması bekleniyor. Bu zirve, sadece daha fazla savunma harcaması yapılmasını değil, aynı zamanda bu kaynakların ortak üretim ve tedarik mekanizmalarına dönüştürülmesini de amaçlıyor.
AVRUPA'YA DAHA FAZLA SORUMLULUK, TÜRKİYE'YE MERKEZİ ROL
Ankara Zirvesi'nin bir diğer önemli başlığı, ABD'nin Avrupa'daki askeri yükünü kademeli olarak azaltması ve bu boşluğun Avrupa müttefikleri tarafından nasıl doldurulacağı olacak. ABD Savunma Bakanı'nın 'NATO 3.0' olarak adlandırdığı bu dönüşümle birlikte, Avrupa ülkeleri hava savunması, derin taarruz kabiliyetleri, insansız sistemler ve kuvvet hazırlığı alanlarında daha büyük sorumluluk üstlenecek. Son 20 yılda savunma sanayiini küresel ölçekte geliştiren ve çeşitlendiren Türkiye, bu süreçte önemli bir rol üstlenmeye aday. Türkiye, NATO içinde hem 'dengeleyici' hem de 'merkez ülke' konumunu pekiştirerek, İstanbul İşbirliği Girişimi'nin genişletilmesi, NATO'nun güney kanadına odaklanması ve Karadeniz ile Doğu Akdeniz güvenlik mimarisindeki rolünü artırması gibi konuları gündeme getirecek. Bu zirve, NATO'nun 21. yüzyılın ikinci çeyreğindeki yapısını şekillendirecek.



