Yerel mahkeme, bir olay sonrasında mal sahibinin aracına fiilen el konulmaksızın trafik siciline "satılamaz-devredilemez" şerhi konulmasına hükmetti. Bu davada başvurucu, sanık sıfatıyla değil, "malen sorumlu" olarak yer aldı. Mahkeme, 2013 yılında araca el konulmasını gerektirecek bir durumun mevcut olmadığına karar vererek, sicildeki şerhin kaldırılmasına ve aracın iadesine hükmetti. Ancak, bu karar temyiz aşamasında bozuldu ve dosya yeniden Yargıtay'a intikal etti.
YARGILAMA SÜRECİ VE ZAMANAŞIMI
13 yılı aşkın süren yargılama süreci, zamanaşımı gerekçesiyle 2023 yılında sona erdi. Anayasa Mahkemesi, sicile konulan şerh ve bu kısıtlamanın yıllarca sürdürülmesi karşısında, etkili ve erişilebilir bir başvuru yolunun belirsiz olduğunu tespit etti. Bu belirsizliğin mülkiyet hakkını ihlal ettiğine karar verdi.
MÜLKİYET HAKKI VE BAŞVURU YOLLARI
Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, hukuki süreçlerdeki belirsizliklerin bireylerin temel hakları üzerindeki etkisine dikkat çekmektedir. Özellikle mülkiyet hakkının korunması ve bu hakka yönelik kısıtlamaların hukuki güvencelerle sınırlandırılması gerektiği vurgulanmıştır. Mahkeme, başvurucunun yaşadığı mağduriyetin giderilmesi yönünde adımlar atılmasını talep etmiştir.



