Ankara Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Ahlak Büro Amirliği'nin yürüttüğü bir fuhuş operasyonunda polisin izlediği yöntem, Anayasa Mahkemesi'ni (AYM) harekete geçirdi. Olayda, polislerin 'gizli soruşturmacı' kimliğiyle değil, kışkırtıcı ajanlık yaparak suça teşvik ettiği iddia edildi.
POLİSİN 'DAHA FAZLA KADIN' TALEBİ TARTIŞMA YARATTI
Fuhuşa aracılık ettiği iddia edilen K.K. isimli şahsı takip eden polisler, T.D. isimli bir kişiye yönlendirildi. T.D., anlaştığı polislerle buluşmak üzere otelin önüne iki kadın getirdi. Ancak polisler, normalde operasyonu sonlandırması gereken bu noktada, T.D.'den ısrarla 'başka kadınlar da bulabilir misin' diyerek dört kadın daha istedi. T.D.'nin bu talebi yerine getirmesiyle polisler kimliklerini göstererek şahısları gözaltına aldı. Bu operasyon sonucunda T.D. hakkında 'fuhşa aracılık etmek' suçundan hapis ve para cezası verildi. Polislerin ek kadın talebi nedeniyle 'mağdur sayısı' artmış ve T.D.'nin cezası da buna bağlı olarak ağırlaşmıştı.
AYM'DEN HUKUKA AYKIRI DELİL KARARI
Hakkına verilen cezaya itiraz eden T.D., polisin kendisine tuzak kurduğunu belirterek AYM'ye başvurdu. AYM, dosyayı titizlikle inceledikten sonra T.D.'nin 'adil yargılanma hakkının' ihlal edildiğine karar verdi. Yüksek Mahkeme, kararında şu önemli noktalara vurgu yaptı: Polisin 'gizli soruşturmacı' olarak görev yapabilmesi için hâkimden izin alması gerektiği, bu olayda böyle bir iznin bulunmadığı belirtildi. Ayrıca, polisin görevinin suçu önlemek olduğunu hatırlatan AYM, bu olayda polislerin pasif kalıp olayı izlemek yerine, şüpheliyi aktif olarak suça teşvik ettiğini vurguladı. Devlet görevlilerinin, vatandaşların daha büyük suç işlemesi için zemin hazırlayamayacağı ve kışkırtıcı ajanlık yapamayacağı ifade edildi. AYM, bu tür bir 'tuzakla' elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğunu ve mahkemede kanıt olarak kullanılamayacağını belirterek, T.D.'ye verilen cezanın iptaline hükmetti. Dava, bu kararın ardından yeniden yargılanmak üzere ilgili mahkemeye gönderildi.



