Avustralya'da 1935 yılında tarım zararlılarıyla mücadele amacıyla doğaya salınan Güney Amerika kökenli Aga kurbağaları, günümüzde ülkenin en büyük çevre felaketlerinden birine neden oldu.

200 MİLYON KURBAĞA
Başlangıçta şeker kamışı tarlalarındaki böcekleri kontrol altına almak için Hawaii’den ithal edilen 102 kurbağa, bugün kıta genelinde sayısı 200 milyonu aşan istilacı bir güce dönüştü. Tarım otoriteleri tarafından biyolojik silah olarak düşünülen bu kurbağalar, hedef aldıkları böcek türleriyle aynı yaşam alanını paylaşmıyor. Sonuç olarak, beklenen mücadele gerçekleşmedi ve kurbağalar, bölgedeki yerli küçük canlı türlerini tüketmeye başladı.
ZEHİRLİ YAPILARIYLA YAYILIYORLAR
Aga kurbağalarının durdurulamamasının en büyük nedeni, başlarının arkasındaki bezlerden salgıladıkları bufotoksin adlı güçlü zehir. Avustralya’nın yerli yırtıcıları, bu zehre karşı bağışıklığa sahip olmadıkları için kurbağaları avladıklarında hızla hayatlarını kaybediyorlar. Bu durum, kıtadaki besin zincirinin üst basamaklarında ciddi bir nüfus azalmasına sebep oluyor. Tek bir dişi kurbağa, bir seferde 8 bin ila 30 bin yumurta bırakabiliyor ve bu da türün yayılım hızını artırıyor. Hükümet ve çevre örgütleri, bu istilayı yavaşlatmak adına halkı insani yöntemlerle kurbağa itlafına teşvik ediyor. Ayrıca, nesli tehlikeye giren yerli yırtıcıları korumak için bilimsel projeler yürütülüyor.


