Türkiye'nin en büyük ihracatçı sektörü olan otomotiv, Avrupa Birliği'nin gündemindeki yeni bir düzenleme nedeniyle büyük bir tehditle karşı karşıya. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'e gönderdiği mektupla resmiyet kazanan endişeler, 'Made in EU' olarak bilinen ve kamu ihalelerinde AB'de üretilen araçlara öncelik tanımayı hedefleyen tasarıya odaklanıyor. Bu düzenlemenin, Türkiye'nin en büyük pazarı olan AB ile Gümrük Birliği çerçevesinde kurulan entegre yapıyı sarsma potansiyeli, Ankara'da ve sektörde ciddi kaygılara yol açıyor.

FİLO PAZARINDAN DIŞLANMA TEHLİKESİ
Düzenleme taslağı, AB üyesi ülkelerdeki kamu kurumlarının araç alımlarında, birlik sınırları içinde üretilmiş araçları yasal olarak tercih etmesini planlıyor. Türkiye, Gümrük Birliği üyesi olmasına rağmen AB'ye tam üye olmadığı için bu düzenlemede 'üçüncü ülke' statüsünde değerlendirilme riski taşıyor. Bu durum, Türkiye'de üretilen ve büyük çoğunluğu AB ülkelerine ihraç edilen araçların, en büyük alıcılardan biri olan kamu filoları pazarından dışlanması anlamına gelebilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mektubunda da bu tehlikeye dikkat çekilerek, atılacak böyle bir adımın bölgesel değer zincirleri ve AB-Türkiye Gümrük Birliği için beklenmedik olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapıldı.
OTOMOTİV SANAYİİ DERNEĞİ'NDEN RAKAMLARLA UYARI
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, Türkiye ile AB otomotiv sanayileri arasındaki ilişkinin son 30 yılda karşılıklı faydaya dayalı ve birbirini tamamlayıcı bir yapı üzerine kurulduğunu vurguluyor. Eroldu, mevcut durumu rakamlarla özetliyor: Türkiye'nin toplam otomotiv ihracatının yaklaşık yüzde 70'i AB ülkelerine yapılıyor. AB'nin toplam otomotiv ihracatının ise yüzde 8'i Türkiye'ye yapılıyor ve Türkiye, AB'nin dördüncü en büyük otomotiv pazarı konumunda bulunuyor. İki taraf arasındaki ithalat ve ihracat rakamları birbirine yakın seyrederek dengeli bir ticaret hacmi oluşturuyor.
STRATEJİK ORTAKLIK VURGUSU
Cengiz Eroldu, Türkiye'nin Avrupa için sadece bir pazar değil, aynı zamanda stratejik bir üretim ortağı olduğunun altını çiziyor. Özellikle hafif ticari araç ve otobüs üretiminde Türkiye'nin Avrupa'nın en önemli merkezi olduğunu belirten Eroldu, 'Türkiye'siz bir Avrupa otomotiv sanayi biraz zor ayakta kalabilir' diyerek mevcut entegrasyonun vazgeçilmezliğine işaret ediyor. OSD, Türkiye'nin esnek, rekabetçi ve güvenilir bir iş ortağı olarak bu süreçten olumsuz etkilenmemesi gerektiğini savunsa da, düzenleme taslağının nihai halini endişeyle bekliyor. Sektörün tüm paydaşları, Gümrük Birliği ruhuna uygun olarak Türkiye'nin bu düzenlemenin dışında tutulması için diplomatik kanalların sonuna kadar kullanılmasını umut ediyor.


