Türkiye, 3 Eylül 2006 sabahı İstanbul Fatih'ten gelen acı bir haberle sarsıldı. İsmailağa Camii'nin değerli vaizi Bayram Ali Öztürk Hoca, henüz 27 yaşındaki Mustafa Erdal tarafından hain bir suikasta kurban gitti. Olay günü sabah namazını kıldırmak için camiye gelen Öztürk Hoca, daha önceki tehditlere rağmen o gün çelik yelek giymemişti. Sohbetlerin son anlarında, duaya geçildiği sırada katil harekete geçti. Bir görgü tanığının "Bıçak var" uyarısı ortalığı bir anlığına karıştırdıysa da, bu uyarı cinayeti engellemeye yetmedi. Katil, Öztürk Hoca'ya 36 santimlik bir ekmek bıçağıyla kalbinden sapladı. Otopsi raporlarına göre dört aort damarı yırtılan Hoca, caddeye çıkarılarak yüzüstü yere yatırıldı ve yaklaşık 6-7 dakika boyunca kan kaybından hayatını kaybetti. Olay yerinde yapılan ilk müdahalelerin yetersizliği ve tampon yapılmaması ise pek çok soru işaretini beraberinde getirdi.
KATİLİN KAÇIRILMA GİRİŞİMİ VE ÇELİŞKİLİ İFADELER
Cinayetin ardından yürütülen soruşturmada pek çok karanlık nokta aydınlatılamadı. Olayın 'bir meczubun eylemi' olarak gösterilme çabası, İsmailağa Cami ve Cemaati tarafından kabul görmedi. Kritik noktalardan biri de, saldırgan Mustafa Erdal'ın cemaat tarafından etkisiz hale getirildikten sonra bazı kişilerce cami dışına kaçırılmak istenmesiydi. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, katil sürüklenerek götürülmeye çalışılırken polis ekiplerinin müdahalesiyle olay yerinde kalması sağlandı. Bu müdahale olmasaydı, katilin kimliği bile belirsiz kalabilirdi. Soruşturma sırasında, olay yerinde olmadıklarını iddia eden ancak HTS kayıtlarıyla camide oldukları ortaya çıkan bazı şahıslar tekrar sorgulandı. Korktukları için doğruyu söyleyemediklerini belirten bu kişilerin serbest bırakılması, yargı sürecindeki hukuksuzluk iddialarını güçlendirdi. Görev alanı dışında olmasına rağmen Aile Mahkemesi'nin şüphelilerin serbest bırakılmasına hükmetmesi ve bu kararın 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde de benzer bir kararla onanması, dosyadaki karartma şüphelerini artırdı.
DOSYADAKİ GİZEMLİ KAYIPLAR VE YURT DIŞI BAĞLANTISI
Bayram Ali Öztürk Hoca, şehit edilmeden önce de birçok kez saldırı girişimine maruz kalmıştı. Ancak bu önceki saldırılarla son cinayet arasındaki bağlantıların araştırılmamış olması dikkat çekici. Örneğin, ölümünden birkaç hafta önce Tekirdağ'daki bir sohbet sırasında benzer bir suikast girişimi engellenmişti. Hem Tekirdağ'daki girişimde hem de cinayet günü Bağcılar'dan bazı çevrelerin olay yerinde bulunması, olayın organize bir eylem olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Olay günü ve öncesine ait HTS kayıtlarının incelenmemesi, özellikle katilin kardeşi Yakup Erdal'ın HTS kayıtlarının dahi incelenmediği iddiaları, dosyadaki karanlık noktaları derinleştiriyor. Ayrıca, olay sırasında camide bulunan ve yurt dışı bağlantıları olduğu iddia edilen bir şüphelinin görmezden gelinmesi de şüpheleri artırıyor. Soruşturmanın en kritik delillerinden biri olan katil Mustafa Erdal'a ait olduğu iddia edilen 60 sayfalık notların, polis arama tutanaklarında yer almasına rağmen ortadan kaybolması, dosyadaki karartma iddialarını somutlaştırıyor. Tüm bu yaşananlar ışığında, Adalet Bakanlığı'nın faili meçhul dosyalar için oluşturduğu yeni inceleme sürecine çevrilen dosyanın, aile ve sevenlerinin beklentisiyle yeniden açılarak tüm karanlık noktaların aydınlatılması umuluyor.



