DÜNYA
Yayınlanma : 22 Ocak 2026 01:42
Düzenleme : 22 Ocak 2026 01:42

14 yıl sonra o santral yeniden çalıştı: Japonya'da nükleer devrim!

14 yıl sonra o santral yeniden çalıştı: Japonya'da nükleer devrim!
Japonya'da 2011'deki Fukushima felaketinin ardından 14 yıl sonra, dünyanın en büyük nükleer santrali Kashiwazaki-Kariwa'da bir reaktör yeniden çalıştırıldı. Güvenlik sorunları giderilen santral, enerji üretimine başladı.

Japonya, 2011'deki büyük deprem ve tsunaminin ardından nükleer bir felaketle sarsılan Fukushima'dan bu yana ilk kez, dünyanın en büyük nükleer santrali Kashiwazaki-Kariwa'da bir reaktörü yeniden faaliyete geçirdi. TEPCO tarafından yapılan açıklamaya göre, Niigata eyaletinde bulunan santralin altıncı reaktörü, güvenlik endişeleri nedeniyle 2012'den beri kapalı olmasına rağmen yeniden enerji üretimine başladı. Bu gelişme, Japonya'nın nükleer enerji politikalarında önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.

GÜVENLİK SORUNLARI AŞILDI, REAKTÖR HİZMETE GİRDİ

Santralin altıncı reaktörünün Mart 2012'de bakım amacıyla kapatılmasının ardından, uzun bir süre güvenlik standartları ve olası riskler üzerine yoğun tartışmalar yaşanmıştı. Daha önce planlanan yeniden çalıştırma süreci, güvenlik alarmlarındaki teknik aksaklıklar nedeniyle ertelenmişti. Ancak TEPCO, bu sorunların giderildiğini ve reaktörün Japonya saatiyle akşam 19.00'da başarıyla hizmete alındığını duyurdu. Bu adım, şirketin Fukushima'daki kazanın ardından nükleer santral işletme konusundaki kararlılığını gösteriyor.

FUKUSHIMA FACİASININ GÖLGESİNDE NÜKLEER ADIMLAR

2011 yılında meydana gelen 9 büyüklüğündeki deprem ve ardından gelen tsunami, Fukushima Daiichi Nükleer Santrali'nde tarihin en büyük nükleer kazalarından birine yol açmıştı. Üç reaktörün erimesi ve geniş çaplı radyoaktif sızıntı, bölgedeki on binlerce insanın tahliyesine neden oldu. Kazanın ardından biriken 1,3 milyon ton radyoaktif atık suyun okyanusa kontrollü deşarjı, 2023'te başlamış ve uluslararası kamuoyunda endişelere yol açmıştı. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEA) tarafından onaylansa da, bu süreç Japonya'nın nükleer politikasını yeniden gözden geçirmesine neden olmuş ve güvenlik denetimleri sıkılaştırılmıştı. Kashiwazaki-Kariwa'nın yeniden faaliyete geçmesi, bu zorlu sürecin ardından atılan önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.