Merkez Bankası beklentilerin ötesinde faiz artırdığı halde beklentilerden daha kötü bir enflasyon performansı ile karşı karşıya kaldı.

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Selva Demiralp, BBC Türkçe için kaleme aldığı yazısında faiz artışlarına rağmen enflasyonun neden düşmediğini açıkladı.

“Bu sorunun tek bir cevabı yok” diyen Demiralp şöyle devam etti.

Faiz artışlarının önden yüklemeli değil kademeli olarak zamana yayılması : Özellikle 7,5 puanlık ilk faiz artışından sonra faiz artış miktarının 2,5’e çekilmesi ve ancak Temmuz’dan sonra tekrar doz artışına gidilmesi merkez bankasının elinin ne kadar bağımsız olduğu konusunda soru işaretleri yarattı. İlave olarak, kademeli faiz artışları yabancı sermaye girişini de geciktirince enflasyon beklentileri kontrol altına alınamadı.

Dolarda  son durum ne? Dolarda son durum ne?

İletişimin zayıf kalması: Ekim sonuna kaleme aldığım yazımda altını çizdiğim üzere Merkez Bankası ve üst düzey ekonomi yönetiminin “faiz artışı” ifadesini kullanma konusunda bile çekingen bir tavır göstermesi ve bunun yerine “parasal sıkılaştırma” gibi daha muğlak ifadelerin tercih edilmesi merkez bankası bağımsızlığının ciddi olarak sorgulandığı bir ortamda kafalardaki soru işaretlerinin devam etmesine katkı verdi.

Tekrar bir U-dönüşü olacağı endişesi: Ekonomi politikalarında yakın geçmişimizin bol U-dönüşlerine şahit olduğunu biliyoruz. Kasım 2020’de düşük faiz politikalarını tercih eden Murat Uysal’ın görevden alınıp yerine gelen Naci Ağbal’ın gelmesi, Ağbal’ın uyguladığı faiz artışları sonrası beş ayın sonunda Şahap Kavcıoğlu’na görevi devretmesi, düşük faiz politikaları ile yola devam eden Kavcıoğlu’nun ise yaklaşık iki yılın sonunda bir kez daha faiz artışı tercihi ile görevi Hafize Gaye Erkan’a devrettiğini biliyoruz. Bu şartlar altında merkez bankasının mevcut şahin duruşunun ne kadar uzun soluklu olacağı endişesi ister istemez devam ettiği için enflasyonla mücadele konusundaki beklentiler de mevcut sıkı duruşun ima ettiği iyileşmeyi göstermiyor.

Düşük faiz politikalarının birikimli etkileri: Nasıl ki Mayıs 2023 sonrası atılan sıkılaştırma adımlarının etkilerini 6-18 aylık bir vadede bekliyorsak, Mart 2021-Mayıs 2023 dönemindeki düşük faiz ortamının sonucunda oluşan varlık birikiminin bugünkü harcama iştahına olan destekleyici etkisi de devam ediyor.

Dolaylı vergiler ve zamlar: Maliye politikasında arzu edilen vergi reformu uzun vadeli bir hayal olarak kaldığı sürece bütçe disiplini maalesef enflasyonu tetikleyen dolaylı vergi artışları ile sağlanıyor. Buna ilave olarak seçim döneminde ertelenmiş yönetilen ürün fiyat artışları da gelince enflasyonist baskılar da artıyor.