Almanya'da Türkiye kökenli bir grup tarafından liderlik edilen bir siyasi oluşum ortaya çıktı: Çeşitlilik ve Uyanış için Demokratik İttifak (DAVA).

DAVA tarafından 16 Ocak'ta yapılan bir açıklamada, bu oluşumun "mevcut partilerin temsil etmediği birçok vatandaş için yeni bir siyasi merkez" olduğu vurgulandı.

BBC’den Adnan Ağaç’ın haberine göre, DAVA, Almanca’da ‘Çeşitlilik ve Uyanış için Demokratik İttifak’ anlamına gelen ‘Demokratischen Allianz für Vielfalt und Aufbruch’ kelimelerinin kısaltması olarak kullanılıyor.

Türk siyasi tarihinde örgütleyici misyonu ile de kodlanan ‘dava’ kavramı, aynı zamanda Türk sağının sıklıkla kullandığı bir söylem.

Ancak ittifakın genel başkan yardımcılığını yapan ve aynı zamanda hukukçu olan Fatih Zingal, ‘DAVA’ kısaltmasının “herhangi bir İslam terminolojisi ile bir bağlantısı olmadığını” söyledi.

Kurucuları, ittifakın henüz siyasi partiler yasasına göre parti statüsünü taşımadığını belirtiyor.

Zingal, Haziran ayındaki Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılmak istediklerini ve bu nedenle DAVA’nın partiye alternatif bir seçenek olarak “siyasi oluşum” statüsünde kurulduğunu söyledi.

BBC Türkçe’ye konuşan Zingal, bu yol ile “parti olmaya adım attıklarını” ve en geç Avrupa Parlamentosu seçimlerinden sonra siyasi parti statüsünün elde edilmesi için çalışmaların tamamlanmış olacağını söyledi.

Siyasi oluşumun ilke ve hedeflerinin de yer aldığı programı henüz yayınlanmadı.

Ancak Almanya’da gördükleri “siyasi boşluğu” doldurmayı hedeflediklerini belirten DAVA yetkilileri, “Türk toplumunun, Müslüman toplumun, azınlıkların sesi” olmak istediklerini söylüyor.

DAVA Partisi Genel Başkanı Teyfik Özcan, BBC Türkçe’ye yaptığı açıklamada, ittifakın “sadece Türklere yönelik” olmadığını, “genel olarak etnik ve dini azınlıklar için” kurulduğunu söyledi.

“30 yıldan fazla bir süre boyunca SPD (Almanya Sosyal Demokrat Partisi) üyesi” olduğunu belirten Özcan, “birkaç hafta önce istifa ettiğini” de söyledi.

DAVA, “AKP’nin Almanya’daki kolu” mu?

DAVA oluşumunun Alman medyasında yer almasının ardından Alman siyasetçilerden tepkiler geldi.

Türk Pasaportu değer mi kaybediyor? Türk Pasaportu değer mi kaybediyor?

Yeşiller partisinden Türkiye kökenli Almanya Gıda ve Tarım Bakanı Cem Özdemir, yaptığı açıklamada, “Burada seçimlere katılan Erdoğan uzantısı bir siyasi parti ihtiyacımız olan son şey” dedi.

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU)-Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) ittifakından olan eski sağlık bakanı Jens Spahn (CDU/CSU) ise “Erdoğan-AKP'nin Almanya'daki bir uzantısı, ülkedeki bir başka aşırı parti olacaktır” ifadelerini kullandı.

Göç ve güvenlik konularında uzman olan CDU/CSU’lu Christoph de Vries de “Türk-İslamcı bir parti” olarak tanımladığı DAVA ile Erdoğan’ın “DİTİB’in yanı sıra başka bir araca daha sahip olduğunu” ve “güvenlik birimlerinin bu partiyi izlemesi gerektiğini” söyledi.

DAVA yöneticileri Teyfik Özcan ve Fatih Zingal ise iddiaları reddediyor.

DAVA’nın bir “Alman partisi” olduğunu söyleyen Özcan, ittifakta bulunanların sadece “AK Parti’yi ve reisi destekleyenler” olmadığını, farklı kökenlerden gelen göçmenlerin de ittifakta olduğunu söyledi.

AKP ile “bazı konularda aynı noktada düşüncelerimiz olabilir” diyen Özcan, ancak ‘yakın bir kuruluş’ olarak tanımlamanın “ters ve yanlış” olacağını söyledi ve şu açıklamayı yaptı:

“Bizim hedefimiz Almanya. Benim birinci vatanım Almanya, Türkiye değil. Biz artık kendi sorunlarımızı kendimiz ele almalıyız. Bizim için Türkiye ikinci vatan. Benim çocuklarım, bizim torunlarımız burada doğdu. Vatan olarak Almanya'yı görüyorlar. Bizim onların geleceğini düşünerek şimdiden karar vermemiz lazım. Türk toplumu 20 sene sonra, 50 sene sonra nasıl yaşayacak Almanya'da? Bunun kararını şimdiden vermemiz gerekiyor. Onun için biz bu partiyi kurduk”

Zingal ise DAVA’nın “AK Parti’nin Almanya’daki kolu” olmadığını, açıklamaları “saçma bir yaklaşım” olarak gördüğünü söyledi.

19 Ocak’ta Federal Meclis’te kabul edilen ve çifte vatandaşlığın önünü açan yasa tasarısının ardından “seçmen potansiyelinin arttığına” değinen Zingal, mevcut partilerin de bu nedenle “korku ve endişeye kapıldığını” ifade etti.

“Alman siyasetinde Erdoğan etkisi” vatandaşlık yasa tasarısı görüşmelerinde muhalefetin en çok dile getirdiği eleştirilerden biri olmuştu.

Tasarının Federal Meclis’teki aralık ayındaki ilk oturumunda konuşan CDU/CSU Milletvekili Alexander Throm, “Birkaç yıl içinde Erdoğan'ın AKP'sinin bir Alman şubesinin burada, Alman Federal Meclisi'nde sizin koltuklarınıza oturmasına kimse şaşırmamalı.” demişti.

Cuhurbaşkanı Erdoğan, önceki yıllarda yaptığı açıklamalarda özellikle “Avrupalı Türkler üzerinde önemle durduklarını” belirtmiş, Türkiye’den göç etmiş kişilerin “mümkünse yaşadıkları ülkelerin vatandaşlığını almaları” çağrısında bulunmuştu.

Onlardan biri de 2018 yılında Bosna Hersek’te Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin bir toplantısında yaptığı konuşma.

Avrupa’da yaşayan vatandaşların bulundukları ülkelerdeki siyasi partilerde aktif şekilde rol almalarını da isteyen Erdoğan, “O parlamentolarda ülkemize hainlik edenler değil, sizler yer almalısınız” demişti.