Prof. Dr. Naim Babüroğlu, yeni anayasa tartışmaları üzerine, Yeni Anayasa mı? Ya sonra? Başlıklı yazısında tarihten örnekler vererek dikkat çekici tespitlerde bulundu.

Yeniçağ gazetesindeki yazısında Naim Babüroğlu şunları yazdı:

Büyük Ortadoğu Projesi’nin sahibi ABD, bölge haritalarını değiştirmek için hızla adım atarken, Türkiye’yi parçalamak isteyenler SEVR hayalini gerçekleştirmek için tetikte beklerlerken, “1921 Anayasası temel alınsın” söylemleri neye ve kime hizmet eder?

Osmanlı Devleti’nde Anayasal adımlar

Bir devletin yönetim biçimini ve gücünü nereden aldığını belirten; yasama, yürütme, yargı güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların temel hak ve ödevlerini belirleyen temel yasadır Anayasa.

Anayasa, bir çerçeve yasadır. Sınırları çizer. Hiçbir hukuk kuralı veya uygulama, Anayasa’ya aykırı olamaz.

1808’de İkinci Mahmut’la Âyanlar arasında imzalanan “Sened-i İttifak”, Osmanlı Devleti’nde anayasallaşma sürecinin başlangıcı kabul edilir.

Türk Anayasal gelişmeleri açısından önemli bir kilometre taşı da Tanzimat Fermanı’dır. 1839’da Abdülmecit tarafından ilan edilir. Ferman, anayasa özelliklerini taşımamakla birlikte, anayasal düzene geçiş için önem taşıyan bir adımdır. Müslüman-Gayrimüslim ayrımı kaldırılarak, eşitlik yolunda önemli bir adım atılır.

1876’da, meşrutiyeti getirmeye söz veren Veliaht Abdülhamit, Padişah olur. Birinci Meşrutiyet, 23 Aralık 1876’da İkinci Abdülhamit tarafından ilan edilen “Kanun-u Esasi” (Anayasa) ile başlar ve “Meclis-i Mebusan” adıyla ilk meclis açılır. Abdülhamid, “Meclis’i Mebusan”ı 1878’de kapatır. 30 yıl kapalı kalır.

1908’de, “İkinci Meşrutiyet” ilan edilir. “Kanun-u Esasi” (Anayasa) tekrar yürürlüğe konur ve Meclis-i Mebusan yeniden açılır. Padişahın yetkileri çok fazladır. Halkın temsilcilerinden oluşan “Meclis-i Mebusan”ın sadece yasama yetkisi vardır. Meclis’in aldığı kararlarda da, son karar verici yine padişahtır.

Yeni Türk Devleti’nin anayasaları

23 Nisan 1920’de, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) açılır. Yeni Türk Devleti, millî egemenlik esasını benimser. Yeni devlet, modern ve halkçı bir yapıyı benimseyip geliştirmek amacı taşımaktadır.

24 Nisan 1920 tarihinde, TBMM’nin açılışından bir gün sonra, Mustafa Kemal Paşa TBMM’ye önemli bir önerge sunar. Yeni devletin yapısını ortaya koyan bu önerge, milli egemenlik prensibinin gerçekleştirilmesini ve devletin temel ilkesinin de bu prensip olacağını güvence altına alır.

1921 Anayasası

1921 Anayasası’nın resmî adı “Teşkilât-ı Esasiye Kanunu”dur. Meclis’in ve Hükû­met’in durumu, yetkileri, şekil ve niteliklerini belirlenir. 23 madde ve bir de ayrı maddeden oluşmaktadır

1921 Anayasası’nda yer alan temel maddeler:

-Hâkimiyet kayıtsız-şartsız milletindir. Yönetim şekli, halkın kendi kaderini bizzat fiili olarak yönetmesi ilkesine dayanır.

-Yürütme gücü ve yasama yetkisi, milletin tek ve gerçek temsilcisi olan TBMM’de belirir ve toplanır.

-Türkiye Devleti, TBMM tarafından idare edilir, hükûmet, "TBMM Hükûmeti" adını taşır.

-Şeriat hükümlerinin uygulanması; kanunların yürürlüğe konulması, değiştirilmesi, yürürlükten kaldırılması; antlaşma ve barış imzalanması ve vatan savunmasıyla ilgili savaş ilanı gibi temel haklar, TBMM’ye aittir.

Görüldüğü gibi, 1921 Anayasası olağanüstü bir dönemde, olağanüstü özellikler taşıyan, gelecekte kurulacak olan Cumhuriyet rejiminin temellerini atan bir devrim anayasasıdır.

-İşgal ve İstiklal Savaşı döneminde hazırlanmıştır.

-Saltanat ve Hilafet henüz kaldırılmamıştır.

-Cumhuriyet henüz kurulmamıştır. Türk Milleti tanımı yapılmamıştır. Ulus ve Üniter devlet henüz yoktur.

-Kadın hakları henüz kabul edilmemiştir.

-Hukuk, Eğitim, Siyasal alanda devrimler henüz gerçekleştirilmemiştir.

-1921 Anayasası, Devletin ve toplumun ihtiyaçlarına cevap vermekten çok uzaktı. İçerdiği hükümlerle çelişmediği takdirde, 1876 Kanun-u Esasi’yi de geçerli sayar. Olağanüstü dönemde hazırlanan, bir anlamda geçici bir anayasadır.

1924 Anayasası

20 Nisan 1924 Anayasası, altı bölüm ve 105 maddeden oluşur. 1924 Anayasası, İstiklal Savaşı zaferinden ve Cumhuriyet’in ilanından sonra hazırlanmıştır.

1924 Anayasası, parlamenter sisteme geçişte kolaylık sağlayacak şekilde yumuşak bir kuvvetler ayrımına yer vermiştir. Anayasa’nın birinci maddesi olan "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir" ifadesiyle, devletin yönetim şekli ve demokratik yapısı güvence altına alınır. Meclis, her zaman hükûmetin üstündedir. Cumhurbaşkanı Meclis tarafından seçilir.

1924 Anayasası’nda en kapsamlı değişiklik, 1928 yılında yapılmış ve “Türkiye Devletinin dini, Din-i İslam’dır” gibi laikliğe aykırı hükümler kaldırılmıştır. 1937’de laiklik ilkesi Anayasa’ya dâhil edilir. 5 Şubat 1937’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin altı ilkesi (Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Devletçilik, Halkçılık, Laiklik ve Devrimcilik) Anayasa’da yer alır. 5 Aralık 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi Anayasa’ya eklenir.

Yeni Anayasa

1 Mayıs göz altılarında tutuklu sayısı belli oldu 1 Mayıs göz altılarında tutuklu sayısı belli oldu

Ve şimdi, 2024 yılında Yeni Anayasa çalışması ve “1921 Anayasası esas alınsın” söylemleri var. Yani, 1876 Kanun-u Esasi de (Anayasa) geçerli olsun.

1921 Anayasası’nda, “Türk Milleti” tanımı yoktur. Ulus ve Üniter devlet yoktur. Laiklik yoktur. Kadın hakları yoktur. Cumhuriyet’in temel nitelikleri yoktur. Resmi dil Türkçe, Bayrak, Millî Marş yoktur. En önemlisi Atatürk İlkeleri yoktur.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin sahibi ABD, bölge haritalarını değiştirmek için hızla adım atarken, Türkiye’yi parçalamak isteyenler SEVR hayalini gerçekleştirmek için tetikte beklerlerken, “1921 Anayasası temel alınsın” söylemleri neye ve kime hizmet eder?

Türkiye, yeni mi kuruluyor?.. İstiklal Savaşı döneminde miyiz?.. Peki, Cumhuriyet’i ne zaman ilan edeceğiz?..