GÜNDEM
Yayınlanma : 03 Ağustos 2025 07:26
Düzenleme : 03 Ağustos 2025 07:26

Yunanistan'ın Ege denizindeki hamlesine Türkiye'nin yanıtı: İki yeni deniz koruma alanı ilan edildi

Yunanistan'ın Ege denizindeki hamlesine Türkiye'nin yanıtı: İki yeni deniz koruma alanı ilan edildi
Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki yeni deniz parkı ilanına karşılık, Türkiye iki yeni Deniz Koruma Alanı (DKA) ilan etti. Bu alanlar, Türkiye Deniz Mekansal Planlama Haritası'na eklendi ve deniz seyrüseferini etkilemeyecek.

Yunanistan'ın Ege Denizi'nde Türkiye'nin yetki alanlarını ihlal eden yeni deniz parkı ilanına Ankara'dan hızlı bir yanıt geldi. Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi'nin (DEHUKAM) ilgili kurumların katkılarıyla hazırladığı ve Haziran ayında Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) bünyesindeki Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonuna (IOC) kaydedilen Türkiye Deniz Mekansal Planlaması haritasına yeni alanlar işlendi.

ANKARA'NIN UYARISI GECİKMEDİ

Türkiye ve Yunanistan kısa süre önce Deniz Mekansal Planlama haritalarını peş peşe açıklamıştı. Yunanistan'ın haritası Türkiye tarafından kabul edilmemişti; egemenliği anlaşmalarla bu ülkeye devredilmemiş ada, adacık ve kayalıkları kapsadığı ve onlara da kıta sahanlığı verdiği görülmüştü. Yunanistan 21 Temmuz 2025 tarihinde İyon ve Ege Denizlerinde iki deniz parkı ilan etmişti. Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, “Ege Denizi’nde ilan edilecek Deniz Parkları’nın iki ülke arasında birbiriyle bağlantılı Ege sorunları bağlamında, hukuki açıdan hiçbir sonuç doğurmayacağı” vurgulanmış, “Ege ve Akdeniz gibi kapalı ya da yarı kapalı denizlerde tek taraflı tasarruflardan kaçınılması gerektiği” ifade edilmişti. Açıklamada, Türkiye’nin de deniz alanlarında çevreyi korumaya matuf projelerini önümüzdeki günlerde ilan edeceği belirtilmişti. Bu çerçevede Türkiye'nin iki yeni Deniz Koruma Alanı ilanı, Yunanistan'ın deniz parkı adımına bir yanıt olarak değerlendirildi. Dışişleri Bakanlığı kaynakları, “Bu durumu Türkiye’nin kabul etmeyeceği herkesçe bilinmektedir. Türkiye mukabil adımlar attı ve atmaya devam ediyor” ifadelerini kullandılar. Kaynaklar, Türkiye’nin çevre denizlerinde başka DKA’lar da yayımlanacağını, bunların denizlerde seyrüsefer serbestisini etkilemeyeceğini belirttiler.

YENİ DENİZ KORUMA ALANLARININ ÖNEMİ

DEHUKAM Müdürü Dr. Mustafa Başkara, Milliyet'e yaptığı açıklamada, DKA’ların denizlerdeki çevrenin korunması, denizin sürdürülebilirliğinin sağlamasına yönelik yükümlülüklerini karşılanması bakımından önemli olduğunu ve buna yönelik alınan tedbirlerin denizlere yansımasını gösteren alanlar olduğunu söyledi. Türkiye’nin daha önce de denizleri kapsayan özel çevre koruma bölgeleri ve milli park ilanları yaptığını hatırlatan Başkara, şunları söyledi: “Bu iki yeni deniz alanı hem büyüklükleri bakımından hem de kapsadıkları alan ve bulundukları konum bakımından ayrı bir önem teşkil etmektedir. Artık Türkiye Devleti olarak koruma altına almıştır. Bu deniz koruma alanları denizde seyrüsefer serbestisini etkilemeyecektir. Şu anki yapılan yayımlama aslında Türkiye Deniz Mekansal Planlama Haritası’nın içerisine dercedilen haritalardan oluşmakta. Bu alanların teknik anlamda hangi yetkilerle donatılacağı, hangi bakanlıkların bu alanlarda hangi uygulamalara sahip olacağı ilgili bakanlıkların yetkisi altındadır. Bakanlıklar buna ilişkin çalışmaları kendi uhdelerinde yürütüp zamanı geldiğinde kamuoyuyla paylaşacaktır.” FETHİYE-KAŞ DENİZ KORUMA ALANI, Setase (deniz memelileri) türleri için kritik öneme sahip habitatlara ev sahipliği yapıyor. Söz konusu alan, aynı zamanda Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından belirlenen Önemli Deniz Memelisi Alanı (IMMA) sınırlarıyla örtüşüyor. Bölgede başta deniz kaplumbağaları olmak üzere pek çok türün yuvalama ve beslenme alanları, ayrıca Akdeniz foku gibi nesli tehlike altındaki türlerin doğal yaşam alanları bulunuyor. KUZEY EGE DENİZ KORUMA ALANI ise Setase türleri açısından yüksek ekolojik değere sahip. Akdeniz foku için barınma, dinlenme ve yavrulama açısından elverişli doğal mağara sistemleri, kıyı habitatları ve geniş deniz çayırlarına sahip alanın tüm deniz ekosistemleri açısından da korunması gerektiği vurgulanıyor.