New Jersey'deki Palisades kayalıklarında tek başına yürüyüşe çıkan 22 yaşındaki Erica Tait, yaklaşık 18 metreden sivri kayaların üzerine düşerek ağır yaralandı. Yedi saat boyunca kurtarılmayı bekleyen ve bu süre zarfında klinik olarak ölümün eşiğine gelen Tait, bu süreçte bilimin sınırlarını zorlayan bir deneyim yaşadığını iddia ediyor.
Düşüş ve ağır yaralanma
2015 yılının Eylül ayında rutin bir doğa yürüyüşü için yola çıkan Erica Tait, kurumuş bir şelale yatağından aşağı inerken dengesini kaybedip uçuruma yuvarlandı. Düşüşün etkisiyle kaburgaları, omurgası, leğen kemiği ve kolları kırılan genç kadının akciğerleri de delinmişti. Bilincini kaybetmeden önce dayanılmaz bir acı çeken Tait, kurtarma ekipleri gelene kadar geçen yedi saatlik süre içinde "fiziksel dünyanın ötesine geçtiğini" savunuyor.
Ölümden sonraki deneyim
YouTube kanalı The Other Side NDE’ye konuşan Tait, bilincini kaybettiği anlarda yaşadıklarını şu sözlerle tarif ediyor: "Hatırladığım ilk şey, fiziksel bedenimden ayrılmamdı. Aşağıdaki bedenime baktım ve onun ben olmadığını fark ettim. Ölümün aslında var olmadığını, ruhun veya bilincin hayatta kaldığını o an anladım." Tait, o ana kadar yalnızca beş duyusuyla algıladığı somut gerçekliğe inandığını, ancak bu deneyimin kendisine "her atomun tek bir enerjiden yaratıldığını" ve her şeyin birbirine bağlı olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Genç kadın, baygın yattığı süre boyunca "yaşam değerlendirmesi" adı verilen bir süreçten geçtiğini ifade ediyor. Bu süreçte geçmişini, travmalarını ve başkalarına çektirdiği acıları objektif bir şekilde gördüğünü belirten Tait, bu anı "kendi eylemleriyle dürüst bir yüzleşme" olarak tanımlıyor. İçsel yüzleşmenin ardından gelen beyaz ışık deneyimini ise tarif edilemez bir "sevgi ve huzur duygusu" olarak betimliyor. Erica, yedi saatin sonunda bir itfaiyeci tarafından bulundu. İtfaiyecinin onu nerede bulacağına dair garip bir "sezgiye" sahip olduğu ve ekipleri doğrudan doğruya mahsur kaldığı noktaya yönlendirdiği ifade ediliyor. Askeri botlarla Hudson Nehri üzerinden hastaneye taşınan Tait, aylar süren tekerlekli sandalye ve rehabilitasyon sürecinin ardından mucizevi bir şekilde yeniden yürümeye başladı. Tait’in anlattıkları, sinirbilimin hâlâ gizemini çözmeye çalıştığı bir fenomen olarak öne çıkıyor. Bilim insanları bu tür deneyimleri genellikle beynin aşırı stres veya oksijensizlik anında salgıladığı endorfinler ve nörokimyasal tepkimelerle açıklasa da, yaşayanlar için bu durum tartışmasız bir gerçeklik taşıyor. Bugün bir psikoterapist olarak çalışan Erica Tait için bu kaza, sadece fiziksel bir yıkım değil; dünyaya şefkat ve bağ kurma penceresinden bakmasını sağlayan köklü bir ruhsal dönüşüm noktası.


