Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, emekli maaşlarına haciz konulmasıyla ilgili bir davada emsal niteliğinde bir karara imza attı. Karara göre, borçlu kişinin aynı gün ve aynı dilekçeyle hem borcu kabul edip hem de maaşına haciz konulmasına izin vermesi geçersiz sayıldı. Yargıtay, bu tür izinlerin ancak icra takibinin kesinleşmesinden sonra verilebileceğini vurgulayarak, aynı anda yapılan işlemlerin hukuki geçerliliği olmadığını belirtti.
DAVANIN ARKA PLANI
Olay, bir alacaklının borçlu kişi aleyhine başlattığı icra takibiyle başladı. Borçlu vekili, müvekkilinin ödeme emrini tebliğ aldığı gün, icra müdürlüğüne verdiği bir dilekçeyle yasal sürelerden feragat ederek emekli maaşının tamamının haczedilmesine izin verdiğini bildirdi. Ancak daha sonra bu iznin geçersiz olduğunu iddia ederek haczin kaldırılmasını talep etti. İlk derece mahkemesi, takibin henüz kesinleşmediği gerekçesiyle şikayeti kabul ederek haczin kaldırılmasına karar verdi.
YARGITAY'IN KESİN KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi'nin istinaf başvurusunu kabul ederek haczin geçerli olduğuna hükmetmesinin ardından, dosya Yargıtay'a taşındı. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, borcun kabulü ve hacze iznin aynı dilekçede ve aynı tarihte olmasını takibin kesinleşmesiyle eş zamanlı kabul ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozdu. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise 25 üyeyle toplanarak konuya son noktayı koydu ve aynı gün verilen izinlerin geçersiz olduğunu teyit ederek emekli maaşına konulan haczin kaldırılmasına hükmetti.
EMEKLİLER İÇİN ÖNEMLİ BİR KORUMA
Bu karar, özellikle emeklilerin maaşlarına yönelik haciz işlemlerinde önemli bir hukuki koruma sağlıyor. Yargıtay, borçluların aceleyle veya baskı altında verdikleri izinlerin hukuki süreçlere uygun olması gerektiğini vurgulayarak, icra takiplerinin adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. Karar, benzer davalarda emsal teşkil edecek nitelikte olup, emekli maaşlarının korunmasına yönelik yargısal bir standart belirliyor.



