King's College London'da yapılan yeni bir araştırma, gelişmiş yapay zeka modellerinin, simüle edilmiş jeopolitik krizlerde nükleer silah kullanma konusunda insanlara kıyasla çok daha az çekince gösterdiğini ortaya koydu. Bu bulgular, nükleer çatışma riskini azaltma çabaları açısından endişe verici olarak değerlendiriliyor.
YAPAY ZEKA MODELLERİ NÜKLEER SİLAH KULLANMAYA DAHA YATKIN
Araştırmacılar, GPT-5.2, Claude Sonnet 4 ve Gemini 3 Flash gibi önde gelen üç büyük dil modelini, uluslararası gerilimlerin yoğun olduğu savaş oyunlarında karşılaştırdı. Bu senaryolar, sınır anlaşmazlıkları, kıt kaynaklar için rekabet ve rejimlerin varlığını tehdit eden krizleri kapsıyordu. Modellerden, diplomatik protestolardan tam teslimiyete veya topyekûn stratejik nükleer savaşa kadar uzanan geniş bir yelpazede karar vermeleri istendi. Toplamda 21 oyun oynayan yapay zekalar, 329 hamle yaparak ve kararlarının gerekçelerini açıklarken yaklaşık 780 bin kelimelik bir çıktı üretti.
OYUNLARIN YÜZDE 95'İNDE NÜKLEER SİLAH KULLANILDI
Şaşırtıcı bir şekilde, simülasyonların %95'inde en az bir taktik nükleer silah kullanıldı. Araştırmacılar, 'nükleer tabunun' yapay zeka sistemleri üzerinde insanlar kadar güçlü bir etkiye sahip olmadığını belirtiyor. Daha da çarpıcı olanı, hiçbir yapay zeka modelinin, ne kadar kötü bir durumda olursa olsun, tam teslimiyeti veya rakibin tüm taleplerini kabul etmeyi seçmemesiydi. Bunun yerine, modeller en fazla şiddet düzeyini geçici olarak düşürmeyi tercih etti. Ayrıca, savaşın belirsiz ortamında hatalar da yaşandı; çatışmaların %86'sında, modellerin niyet ettiğinden daha yüksek düzeyde tırmanan 'kazalar' meydana geldi.
UZMANLARDAN ENDİŞELİ AÇIKLAMALAR
Aberdeen Üniversitesi'nden James Johnson, bulguları "nükleer risk perspektifinden rahatsız edici" olarak nitelendirdi. Johnson, insanların böylesi yüksek riskli kararlar karşısında genellikle daha ölçülü davrandığını, oysa yapay zeka sistemlerinin birbirlerinin tepkilerini hızla tırmandırarak yıkıcı sonuçlara yol açabileceğini vurguladı. Bu durum, yapay zeka teknolojilerinin gelecekteki uluslararası güvenlik dinamikleri üzerindeki potansiyel etkileri hakkında ciddi soruları beraberinde getiriyor.



