AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısı sonrası yaptığı açıklamalarla gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Çelik, dün anılan 27 Nisan Muhtıra Teşebbüsü'nün yıl dönümüne dikkat çekerek, Türkiye'nin vesayet odaklı karanlık günlerden bugüne uzanan mücadelesinin büyük fedakarlıklar ve cesaret gerektirdiğini vurguladı. Bu süreçte devrimci dönüşümlerin yaşandığını belirten Çelik, terörsüz bir Türkiye'nin gündemde olduğunu ve meclis çalışmalarının da değerlendirildiğini ifade etti.
AVRUPA BİRLİĞİ'NDEN TALİHSİZ AÇIKLAMA
Dış politikaya da değinen Ömer Çelik, Rusya-Ukrayna savaşı, Gazze krizi ve İran gibi güncel gelişmelerin yanı sıra Avrupa Birliği'nin (AB) kendi içindeki sorunlarına işaret etti. AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen'in, Türkiye'yi de kapsayacak şekilde bazı ülkelerin Avrupa'ya nüfuz etmesinin engellenmesi gerektiği yönündeki açıklamalarını 'talihsiz' olarak nitelendiren Çelik, bu sözlerin AB'nin mevcut durumunu ve Türkiye'ye yönelik çifte standartlı yaklaşımını gözler önüne serdiğini söyledi. Türkiye gibi AB'ye aday bir ülkeyi karşıt konumda görmenin, göç ve güvenlik konularında sürekli kapı çalanların zihniyetini yansıttığını belirtti. Çelik, AB'nin ilerlemelere dönük tıkanmalarının, Aydınlanma Avrupası yaklaşımından ziyade, bir 'Hristiyan kulübü Avrupası' anlayışına işaret ettiğini sözlerine ekledi.
SİYASİ GÜÇ OLAMAYAN BİRLİK
Çelik, Von der Leyen'e yönelik olarak, bir AB Komisyon Başkanı olarak aday bir ülkeye karşı sergilenen bu çifte standardın ideolojik temellerinin sorgulanması gerektiğini dile getirdi. Avrupa Birliği'nin bir ekonomik güç haline geldiğini ancak hiçbir zaman siyasi veya stratejik bir güç olamadığını vurgulayan Çelik, NATO meselesinde dahi kendi güvenliğini sağlayamayan bir birlik durumunda olduklarını belirtti. Türkiye'nin etkisini engellemeye yönelik bir tutum içine girilmesinin, AB'nin neden bu halde olduğunun açık bir göstergesi olduğunu ifade etti. Çelik, eğer Türkiye Balkanları ve Avrupa'yı domine edecek kadar büyük bir güçse, normal siyasi aklın iş birliği yapmayı gerektireceğini, ancak bu vizyondan uzak olunduğunu sözlerine ekledi. Öte yandan, İsrail askerlerinin Lübnan'da Hz. İsa'ya ait bir heykeli parçalamasına da değinen Çelik, bu durumun Netanyahu yönetiminin fanatizminin sadece Müslümanlarla sınırlı olmadığını, insanlığın tüm unsurlarına karşı yöneldiğini gösterdiğini vurguladı. Papa Franciscus'un savaş karşıtı ifadelerinin ise dikkat çekici olduğunu belirtti.



