Asena Yatağan - Hande Atılgan / ANKARA - ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, Tahran'ın karşı adımlarıyla birlikte bölgedeki gerilimi yeniden artırdı. Uzmanlar, İran'daki rejimi değiştirme hedefiyle yürütülen operasyonların beklenen etkiyi sağlayıp sağlayamayacağını ve bu misillemelerin bölgesel istikrar üzerindeki olası etkilerini Milliyet'e değerlendirdi.

HAVA OPERASYONUYLA REJİM DEĞİŞİKLİĞİ OLMAZ
İran Araştırmaları Merkezi Uzmanı Oral Toğa, hava operasyonlarıyla tek başına rejim değişikliğinin tarihte gerçekleşmediğini belirtti. ABD'nin Irak'taki başarısının ancak kara işgali ile olduğunu hatırlatan Toğa, Libya'da da hava gücünün Kaddafi'yi zayıflattığını, ancak ardından gelen kaosun hala sürdüğünü ifade etti. İran'ın 88 milyon nüfusu, geniş coğrafyası ve rejime bağlı güvenlik yapısı nedeniyle, ABD'nin 'İran halkı kaderini kendi eline alsın' çağrısının etkisinin düşük olduğunu belirtti. Hava saldırıları sonrası İran, ABD üslerine karşı misillemeler yaptı ve savaşın sınırları aştığını vurguladı.

ZAMANLA DEĞİŞİM MÜMKÜN
Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Hüsamettin İnaç, ABD-İsrail ittifakının İran rejimini değiştirmeye çalıştığını, ancak rejimin yapısının ve dini liderliğin gücünün bu süreci zorlaştırdığını belirtti. Rejim değişikliğinin zaman alacağını ve mevcut halk desteğinin azaldığını ifade etti. İnaç, hedefin birdenbire değil, ambargolarla ve baskılarla zaman içinde değişim sağlamak olduğunu vurguladı.

BÖLGESEL ETKİLER KAYGI VERİCİ
İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hazar Vural, rejimi doğrudan değiştirmenin şu anda mümkün görünmediğini, ancak dış müdahalelerin sosyolojik değişiklikler yaratabileceğini söyledi. Savaşın ilk saatlerinde İran yönetiminin karşılık vermesi gerektiğini vurgulayan Vural, bu durumun çatışmanın bölgeye yayılma riskini artırdığını belirtti. Türkiye'nin diplomatik çabalarının önemine işaret eden Vural, savaşın boyutu ve aktörlerin genişliği nedeniyle çözümün zor olduğunu ifade etti.



