Türkiye'nin yumuşak gücü olarak nitelendirilen uluslararası öğrenciler, ekonomik katkılarıyla da göz dolduruyor. EskiYeni Yayınları tarafından yayımlanan 'Uluslararası Öğrencilerin Türk Ekonomisine Katkıları: Harcamalar, Deneyimler, Algılar' adlı kitap, 83 ülkeden yaklaşık 3 bin öğrenciyle gerçekleştirilen kapsamlı bir anketin sonuçlarını açıkladı. Bu çalışma, Türkiye'nin eğitim alanındaki küresel etkisini ve ekonomik getirilerini net bir şekilde ortaya koyuyor.
20 YILDA DEV BİR SIÇRAMA YAŞANDI
Araştırmaya göre, Türkiye son 20 yılda küresel eğitim pazarındaki payını üç kattan fazla artırarak yüzde 2,9'a yükseltti. 2002 yılında sadece 15 bin olan uluslararası öğrenci sayısı, 2024 itibarıyla 336 bini aştı. Bu muazzam artış, Türkiye'yi dünyanın önde gelen eğitim destinasyonlarından biri haline getirdi ve ülkenin eğitim sektöründeki başarısını kanıtladı.
AYLIK 701 DOLARLIK EKONOMİK KATKI
Çalışmanın en çarpıcı bulgusu, ekonomik verilerde saklı. Bir uluslararası öğrencinin Türkiye'de yaptığı aylık ortalama harcama 701 dolar olarak hesaplandı, bu da yıllık yaklaşık 8 bin 400 dolara denk geliyor. Bu rakamlar toplandığında, uluslararası öğrencilerin 2023/24 döneminde Türkiye ekonomisine sağladığı toplam doğrudan katkı tam 2,83 milyar dolara ulaştı. Bu, eğitim sektörünün ülke ekonomisine ne kadar önemli bir girdi sağladığını gösteriyor.
SOSYAL DENEYİMLER VE ALGILAR MASADA
Araştırma, sadece ekonomik verileri değil, öğrencilerin sosyal deneyimlerini de inceledi. Öğrencilerin yüzde 70'inden fazlası Türk halkıyla olan ilişkilerini 'çok iyi' olarak tanımlarken, işletme sahipleriyle ilişkilerde memnuniyet oranı yüzde 59'a düştü. Öğrenciler, özellikle alışveriş imkanlarını (yüzde 42,5) ve hazır giyim sektörünü (yüzde 40) yetersiz buldu. Ayrıca, Türkiye'nin gelişmiş ülkelere göre daha uygun bir seçenek olmasına rağmen, artan harç ve barınma maliyetlerini 'yüksek' olarak nitelendirdiler. Dr. Mehmet Ali Bolat ve Dr. Mehmet Baydemir'in bu kapsamlı çalışması, uluslararası öğrencilerin sadece akademik figürler değil, aynı zamanda stratejik ekonomik girdi ve kültür elçileri olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.



