Albayrak Medya'nın Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle düzenlediği “Ticarette Türkiye Yüzyılı Zirvesi”, İstanbul Finans Merkezi'nde yoğun katılımla gerçekleşti. Zirvede, küresel ticaretteki dönüşüm, jeopolitik gelişmelerin ticarete etkileri, ihracat hedefleri ve adil ticaret gibi kritik konular masaya yatırıldı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin bu küresel dönüşüm sürecinde nasıl pozitif bir ayrışma gösterdiğini ve stratejik konumunu vurguladı.
TÜRKİYE KÜRESEL TİCARETTE FARK YARATIYOR
Bakan Bolat, zirvede yaptığı konuşmada, dünya ticaretinin savaşlar, enerji krizleri ve tedarik zincirindeki kırılmalar nedeniyle yeni bir döneme girdiğini belirtti. Ancak Türkiye'nin, güçlü üretim altyapısı, stratejik konumu, gelişmiş lojistik ağı ve krizlere karşı hızlı uyum kapasitesi sayesinde bu süreçte öne çıkan ülkelerden biri olduğunu söyledi. 2002'de 238 milyar dolar olan milli gelirin 2025'te 1,6 trilyon dolara, 36,1 milyar dolar olan ihracatın ise 273,3 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Bolat, "Bugün Türkiye; sadece üretim yapan bir ülke değil, aynı zamanda küresel ticaretin güvenilir tedarik ve lojistik merkezlerinden biri haline gelmiş ve yıldız gibi parlayan ülke olarak dikkat çekiyor" dedi.
YENİ TİCARET ROTALARI VE GÜVENLİ MERKEZ KONUMU
Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde Türkiye'nin, Avrupa, Asya ve Afrika arasındaki en güvenli üretim, yatırım ve dağıtım merkezlerinden biri olarak öne çıktığını belirten Bakan Bolat, uluslararası doğrudan yatırım ilgisinin de güçlenerek devam ettiğini kaydetti. Zengezur Koridoru, Kalkınma Yolu, Orta Koridor gibi yeni lojistik güzergahları kararlılıkla hayata geçirdiklerini ifade eden Bolat, "Artık küresel ticarette 'tek rota' anlayışı sona ermiştir. Türkiye, her senaryoya uyum sağlayabilen esnek lojistik kapasitesiyle; ticaretini güvence altına alan güçlü bir merkez ülke konumundadır" diye konuştu. Bakan Bolat ayrıca, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve "Made in EU" düzenlemelerinde Türkiye'nin konumu gibi konularda AB ile yoğun diplomasi trafiği yürüttüklerini ve Türkiye'nin Avrupa değer zincirlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizdi. İhracata verilen desteklerin de artarak devam edeceğini, dijitalleşme, e-ihracat ve yapay zekâ destekli ticaret altyapılarına odaklanarak Türkiye'nin küresel rekabet gücünü kalıcı şekilde artırmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.



