Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) Yönetim Kurulu Başkanı Pamir Karagöz, 2025 yılını küresel jeopolitik risklerin ve belirsizliklerin arttığı bir dönem olarak nitelendirdi. Türkiye'nin ise sıkı para politikaları sayesinde daha kontrollü bir yıl geçirdiğini ve sermaye piyasalarının dayanıklılığını gösterdiğini vurguladı. Karagöz, yerli yatırımcıların pay senedi ilgisinde düşüş yaşansa da, fonlara olan ilginin artmasının piyasaların daha kurumsal bir yapıya evrildiğinin işareti olduğunu belirtti.
NİTELİKSEL DÖNÜŞÜM YILI
Karagöz, 2025 yılını niceliksel büyümeden ziyade niteliksel dönüşümün öne çıktığı bir yıl olarak değerlendirdi. Halka arzlar ve borçlanma araçlarıyla reel sektörün piyasalara ilgisinin güçlü kaldığını, bu sayede piyasaların derinleştiğini ve yapısal çeşitliliğinin arttığını ifade etti. Ayrıca, finansal okuryazarlığın artırılması, sürdürülebilir finans ürünlerinin geliştirilmesi ve dijitalleşmenin temel öncelikler olduğunu ekledi.
YATIRIMCI TABANI GENİŞLİYOR
Geçen yıl pay senedi bakiyeli yatırımcı sayısının 6,5 milyona, yatırımcıların pay senedi varlıklarının ise yüzde 31 artışla 7,5 trilyon liraya ulaştığını açıklayan Karagöz, portföy yönetim şirketlerince yönetilen fonlardaki yerli bireysel yatırımcı sayısının da 5,4 milyona çıktığını kaydetti. Toplam portföy büyüklüğünün 11,6 trilyon lirayı aştığını belirterek, yatırımcıların profesyonel portföy yönetimine güvendiğini vurguladı. Yatırımcı tabanının gençleştiğini ve kadın yatırımcı oranının arttığını da sözlerine ekledi.
2026 BEKLENTİLERİ OLUMLU
Karagöz, 2026 yılı için beklentilerini paylaşırken, TCMB'nin faiz indirimlerine devam edeceğini ve bunun yerli yatırımcı ilgisini artıracağını öngördü. Küresel risk iştahındaki toparlanmayla yabancı yatırımcı girişlerinin hızlanacağını, kredi notundaki olası iyileşmelerin TL varlıklara ilgiyi destekleyeceğini ve halka arzlarda yeniden ivme görüleceğini ifade etti. Tarihsel verilere dayanarak, faiz indirimi dönemlerinde pay senedi piyasalarının pozitif performans sergilediğini hatırlatan Karagöz, mevcut politikaların sürdürülmesi halinde 2026'da piyasalarda olumlu bir seyrin oluşacağını düşündüğünü söyledi.



