Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in bu hafta Pekin'de yapacağı zirveden dünyaya barış ve istikrar mesajları verilmesi beklenirken, perde arkasında bambaşka bir tablo yaşanıyor. Trump, İran'daki gerilimlerin ortasında 'dostu' olarak tanımladığı Şi ile güven dolu bir diyalog kurmayı hedeflerken, Çin tarafı ise diplomatik nezaketin ardında ekonomik bir savaş için en etkili silahlarını hazırlıyor. Trump yönetiminin de bu iktisadi çekişmenin temellerini daha önce attığı biliniyor.
EKONOMİK SAVAŞIN AĞIR TOPLARI SAHADA
Her iki taraf da uzun soluklu bir ekonomik mücadeleye hazırlanıyor, zayıf noktaları tek tek masaya yatırıyor ve birbirlerini ekonomik olarak yıpratacak araçları her geçen gün daha da keskinleştiriyor. Orta Doğu'da sıcak çatışmalar sürerken, dünya adım adım küresel bir ekonomik savaş dönemine sürükleniyor. Çin, son haftalarda ABD ile tırmanan gerilimlerden artık çekinmediğini açıkça ortaya koyarak, ABD'nin uyguladığı yaptırımlara karşı yeni yasal mekanizmalarını devreye soktu. On yıl önce sembolik ve sınırlı misillemelerle yetinen Çin, bugün ABD merkezli Meta'nın Çinli bir yapay zeka girişimini satın almasını engellemek gibi somut adımlar atıyor. Ayrıca, Batı'nın Çin'den çekilme çabalarına uyum sağlayan yabancı şirketleri cezalandırmayı hedefleyen kuralları da resmiyet kazandı.
KÜRESEL ŞİRKETLER ZORA GİRİYOR: İMKANSIZ BİR SEÇİM
Control Risks uzmanı Andrew Gilholm'un da belirttiği gibi, 'Çin artık silahlarının dolu ve ateşlenmeye hazır olduğu mesajını çok daha güçlü bir şekilde veriyor.' Bu durum, küresel şirketleri ABD ile Çin arasında zorlu bir seçim yapmaya itiyor. Pekin yönetimi, kurumsal kayıtları inceleme ve çalışanları sorgulama yetkilerini büyük ölçüde genişletirken, Washington'ın gümrük vergilerini artırması ve kritik teknolojilere kısıtlamalar getirmesi Pekin'i daha saldırgan bir tutuma yöneltti. Çin de şirketleri yaptırımlarla tehdit etmeye başladı. PVH grubuna yönelik başlatılan soruşturma, bu yeni dönemin en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. ABD-Çin İş Konseyi Başkanı Sean Stein, 'Bu durum hem bir risk hem de bir ikilem yaratıyor. Bizim yasalarımızı mı yoksa Amerikan yasalarını mı çiğneyeceksiniz sorusu her geçen gün daha fazla karşımıza çıkıyor' diyerek durumu özetliyor. Çin hükümeti, Washington'ın ekonomik hamlelerini ulusal güvenliğine yönelik kalıcı bir tehdit olarak görüyor ve bu tehditle başa çıkmak için sistemik bir yasal altyapı inşa ediyor.



