Küresel ticarette yaşanan gerilimler, Avrupa Birliği'nin (AB) ekonomik geleceğini kara bulutlarla kaplıyor. Avrupa Komisyonu, ABD'nin başlattığı ticaret savaşlarının Euro Bölgesi ekonomisi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek, 2026 yılına dair büyüme beklentilerini belirgin bir şekilde aşağı çekti. Bu durum, bölge ekonomisi için ciddi endişe kaynağı oluşturuyor.
TİCARET SAVAŞLARI EKONOMİYİ TEHDİT EDİYOR
Avrupa Komisyonu'nun son raporlarına göre, Donald Trump yönetiminin başlattığı küresel ticaret savaşları, Euro Bölgesi'nin 2026 yılındaki büyüme tahminini daha önce öngörülen yüzde 1,4'ten yüzde 1,2'ye indirdi. Bu revizyon, bölgenin dış ticarete olan yüksek bağımlılığı nedeniyle sürmekte olan ticaret kısıtlamalarına karşı ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. ABD'nin diğer ülkelerle yaptığı ticaret anlaşmalarıyla belirsizliklerin bir nebze azaldığına dair işaretler olsa da, ticaret politikalarındaki istikrarsızlığın ekonomik faaliyetleri baskılamaya devam ettiği ve gümrük vergileri gibi önlemlerin AB büyümesini beklenenden daha ciddi şekilde sınırlayabileceği öngörülüyor. 27 üyeli AB'nin tamamı için ise 2026 büyüme tahmini yüzde 1,4 olarak açıklandı, bu da mayıs ayındaki yüzde 1,5'lik öngörünün hafifçe altında kalıyor.
EKONOMİK BELİRSİZLİK VE ENFLASYON BASKISI ARTİYOR
AB Ekonomi Komiseri Valdis Dombrovskis, zorlu ekonomik koşullara rağmen AB ekonomisinin büyümeye devam ettiğini belirterek temkinli bir iyimserlik dile getirse de, veriler daha endişe verici bir tablo çiziyor. Euro Bölgesi enflasyon beklentisi 2026 yılı için yüzde 1,9'a yükseltilirken, bu rakam önceki yüzde 1,7'lik tahminden daha yüksek. Komisyon, 2025'te enflasyonun yüzde 2,1'e ulaşmasının beklendiğini ve bunun Avrupa Merkez Bankası'nın yüzde 2'lik hedefinin yakınında seyredeceğini öngörüyor. Gıda ve hizmet fiyatlarındaki artış hızının yavaşlaması olumlu bir gelişme olarak görülse de, yükselen enerji enflasyonunun bu olumlu etkiyi dengelediği ve genel enflasyonist baskının devam ettiği vurgulanıyor. Bu durum, bölge ekonomisi için hem büyüme hem de fiyat istikrarı açısından çifte bir tehdit oluşturuyor.



