Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye-Avrupa Birliği (AB) Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ihtiyacının yeni olmadığını ve 1995'ten bu yana Türkiye'nin ekonomik dönüşümünde önemli bir rol oynadığını belirtti.
Gümrük Birliği'nin Türkiye Ekonomisindeki Rolü
Bolat, Gümrük Birliği'nin Türkiye'nin sanayi altyapısını ve küresel rekabetçiliğini güçlendirdiğini, bu süreçte sanayi alanında verimli ve rekabetçi değer zincirleri oluştuğunu ve taraflar açısından ekonomik büyüme ile refah artışı sağlandığını vurguladı. 1995'ten bu yana ikili ticaret hacminin 8 kat artarak 233 milyar dolara ulaştığını ve ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 100 seviyesini yakaladığını dile getiren Bolat, bu sürecin sadece hacimsel bir büyüme değil, aynı zamanda yapısal bir dönüşümü de beraberinde getirdiğini, ihracattaki orta-yüksek teknolojili ürün payının yüzde 43,5'e, ülkenin dünya ihracatından aldığı payın ise iki katına yükseldiğini ifade etti.
Güncelleme İhtiyacı ve Yapısal Sorunlar
Ancak Bolat, 30 yıl önce sadece sanayi malları üzerine kurgulanan mevcut yapının, küresel ekonominin günümüzdeki dinamiklerini karşılamakta yetersiz kaldığını ve yapısal sorunları beraberinde getirdiğini kabul etti. Mevcut sistemin hizmetler ticareti, dijital ekonomi, kamu alımları ve tarım gibi günümüzün kritik büyüme alanlarını kapsamaması, ikili ticaret ve ekonomik ilişkilerin potansiyelinin altında kalmasına yol açtığını belirtti. Ayrıca, AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının yarattığı asimetriler ve karar alma süreçlerine Türkiye'nin sınırlı katılımı gibi yapısal problemlerin de Gümrük Birliği'nin güncellenmesi tartışmalarının merkezinde yer aldığını ekledi. Bolat, taşımacılarının AB'ye ihracat ve transitte karşılaştıkları ulaştırma kotalarının kaldırılması ve iş insanlarının AB içinde serbest dolaşımına ilişkin beklentilerinin de bu çalışmaların merkezinde olduğunu dile getirdi.
Hindistan Anlaşması ve Rekabet Avantajı
Ticaret Bakanı Bolat, AB'nin Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmasının Türkiye ekonomisinin aleyhine işlediği yönündeki görüşlerin gerçeklerden kopuk olduğunu savundu. Türkiye'nin AB ile ticaretinin dengeli ve sağlıklı bir şekilde arttığını ve Gümrük Birliği kurulurken AB'ye ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 50 iken bugün bu oranın yüzde 100'ün üzerine çıktığını belirtti. Bolat, AB ile Hindistan arasındaki STA'nın Türkiye için ilk anda AB pazarında önemli bir pazar kaybı oluşturabileceği endişesine yer olmadığını, Türkiye-AB ticaretinin Gümrük Birliği kapsamında menşe kriteri olmaksızın 'serbest dolaşım' esasıyla yürütülmesi nedeniyle Türk ihraç ürünlerinin AB'nin Hindistan gibi STA ortaklarının ürünlerine nazaran serbest dolaşıma dayanak bir rekabet avantajı bulunduğunu vurguladı. Ayrıca, Türkiye'nin AB için sadece bir 'tedarikçi' değil, 30 yıllık Gümrük Birliği tecrübesiyle üretim süreçlerine entegre olmuş bir değer zinciri ortağı konumunda olduğunu ve coğrafi yakınlığı ile AB teknik düzenlemeleri ve standartlarına tam uyumunun rakiplerinden ayıran en büyük güç olduğunu sözlerine ekledi.



