Rachel ve Fraser çiftinin sıra dışı yaşam mücadelesi, yerel bir gazetede karşılarına çıkan 15 bin 500 sterlinlik (yaklaşık 922 bin TL) ilanla başladı. Yaklaşık 4.5 dönümlük bu arazi, ucuzluğunun nedenini sorgulatacak kadar bakımsızdı ve adeta terk edilmiş bir haldeydi. Çift, taşındıkları ilk gün mobil evlerinin çamura saplanmasıyla büyük bir şok yaşadı ve ilk geceyi köpekleriyle birlikte arabada geçirmek zorunda kaldı.

İLK GÜNLERİN ZORLUKLARI
Rachel, bu dönemi "insanı sınayan bir dönem" olarak tanımlıyor. Elektrik, akan su ve ısınma sistemi olmayan evde, buzdolabı ilk günden bozuldu ve yıllarca yenisi alınamadı. Gazlı ısıtıcı da kısa sürede kullanılamaz hale geldi. Soğuk gecelerde tek ısınma kaynağı, kapağı açık bırakılan fırındı. Tuvalet ihtiyaçları için ormana gitmek ve her gün yeni bir çukur kazmak zorundaydılar.
HAYATI DEĞİŞTİREN GÜNEŞ ENERJİSİ SİSTEMİ
Yıllar süren zorlukların ardından tablo yavaş yavaş değişmeye başladı. Çiftin ilk çocukları Grace'in doğumundan yaklaşık 10 ay sonra Fraser, kendi tasarladığı güneş enerjisi sistemini kurdu. Bu yenilikçi çözüm, eve ilk kez düzenli elektrik ve suyun gelmesini sağlayarak hayatlarının akışını tamamen değiştirdi. İkinci çocukları Alfie büyürken, arazi de büyük bir dönüşüm geçirdi. Kurdukları devasa sera sayesinde ilk ciddi sebze hasadını elde ettiler, tavuklar yumurta vermeye başladı ve yağmur suyunu toplayan özel bir gölet inşa edildi. Bir zamanlar "donmuş çamur çukuru" olarak tanımlanan bu yer, zamanla kendi kendine yeten bir yaşam alanına dönüştü. Bugün Rachel ve Fraser, bu zorlu ve bir o kadar da öğretici deneyimlerini bir internet sitesi ve YouTube kanalı aracılığıyla binlerce kişiyle paylaşıyor. Sıfırdan bir toprak üzerinde yaşam kurmanın inceliklerini anlatan çiftin en büyük hedefi ise aynı arazide kalıcı bir ev inşa etmek.


