Buckingham Üniversitesi'nde görevli tarihçi Anthony Glees, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonlarının küresel bir savaşın fitilini ateşleyebileceği yönünde ciddi endişelerini dile getirdi. Glees'e göre, tarihte büyük dünya savaşlarına yol açan üç temel işaretin günümüzde de belirginleştiğini savunuyor.
SEÇİMLE BAŞLAYAN SAVAŞLAR VE GÜÇ HAKLIDIR ANLAYIŞI
Tarihçi, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu gibi liderlerin, 'tercih edilen savaşlar' olarak nitelendirdiği askeri çatışmaları bilinçli bir şekilde başlattığını belirtti. Glees, bu durumun Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesindeki eğilimlere benzediğini vurguladı. Ayrıca, bazı liderlerin 'güçlü olan haklıdır' anlayışıyla hareket etmesinin, uluslararası hukukun hiçe sayılmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Bu tür düşünce yapılarının geçmişte agresif rejimlerin komşu ülkeleri işgal ederken de görüldüğünü hatırlattı.
SAVAŞIN UZAMASI VE UKRAYNA KRİZİ
Glees'in dikkat çektiği üçüncü ve son derece tehlikeli faktör ise, liderlerin çatışmaları kısa sürede sonlandırmak yerine uzun süre devam ettirme eğilimi göstermesi. ABD Başkanı Trump'ın İran operasyonunun tamamlandığını belirtmesine rağmen, müzakerelerin İran'ın koşulsuz teslimiyetine bağlı olduğunu söylemesi bu durumu pekiştiriyor. Tarihçinin ortaya koyduğu bu kriterlerin, Ortadoğu'daki gerilimin yanı sıra Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik devam eden savaşında da geçerli olduğu yorumları yapılıyor. Putin'in askeri operasyonunun siyasi bir tercih olduğu ve uluslararası hukukun ihlal edildiği yönündeki değerlendirmelerle birlikte, dört yılı aşkın süredir devam eden savaşın Avrupa'da uzayan bir çatışma görüntüsü çizdiği belirtiliyor.


