15 Nisan 2023'te başlayan ve üçüncü yıl dönümüne giren Sudan iç savaşı, geride tam bir yıkım ve büyük bir insani kriz bıraktı. Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki şiddetli çatışmalar, ülkeyi harabeye çevirirken, analistler Sudan'ın artık bir devlet mekanizmasından çok devasa bir mülteci kampına dönüştüğünü belirtiyor.
ON YILLARIN EN BÜYÜK YERİNDEN EDİLME HAREKETİ
Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ve Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, Sudan'daki kriz "on yıllardır görülen en büyük yerinden edilme hareketi" olarak tanımlanıyor. İç savaş nedeniyle 14 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kalırken, yaklaşık 4,4 milyon Sudanlı sığınmacı olarak başta Çad, Güney Sudan ve Mısır olmak üzere komşu ülkelere kaçtı. Ülke genelinde 21 milyon insan gıda güvencesinden yoksun durumda. UNICEF, 2026 yılına kadar 4,2 milyon çocuğun akut beslenme yetersizliği çekeceğini ve acil yardım ulaşmazsa 825 bin çocuğun ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını öngörüyor.
SAVAŞIN KÖKÜNDE BAŞKA AKTÖRLER Mİ VAR?
Polonya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nden Dr. Jędrzej Czerep, çatışmanın sürmesinin ardında Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) RSF milislerine sağladığı silah, finansman ve siyasi desteğin yattığını iddia ediyor. Czerep, uluslararası toplumun BAE'yi "gücendirmemek" adına bu desteği kesmediğini ve bu sessizliğin savaşı körüklediğini vurguluyor. PZPM Bölge Direktörü Aleksandra Mizerska ise krizin sadece askeri bir çatışma olmadığını, devlet kurumlarının tamamen çöktüğünü belirtiyor. Mizerska, Güney Sudan'a ulaşan bebeklerde gözlemlenen gelişimsel sapmaları örnek göstererek, "Açlığın bir savaş silahı olarak kullanıldığını" ifade ediyor.
GERİ DÖNÜŞLER VE UMUTSUZ TABLO
Güvenlik garantisi olmamasına rağmen, ilginç bir şekilde 4 milyon kişi evine dönmeye çalıştı. Ancak Czerep, geri dönenlerin yalnızca RSF'nin kovulduğu bölgelere gidebildiğini ve milis kontrolündeki bölgelere kimsenin cesaret edemediğini belirtiyor. İnsani yardım çalışanları ise önümüzdeki 6 ay ila 1 yıl içinde durumun düzelmesi yönünde hiçbir sinyal görmüyor. Yardım kuruluşlarının kapasitelerini artırmasına rağmen, yeni mülteci dalgaları ihtiyaçları her geçen gün daha da karşılanamaz hale getiriyor. Sudan, modern dünyanın gözleri önünde bir "insani kara deliğe" dönüşüyor.



